İklim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İklim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2012 Pazar

Türkiye de ki Toprak Tipleri

TOPRAK OLUŞUMU ve TOPRAK TÜRLERİ

-         Toprağın oluşması için önce kayaların çözünmesi gerekir.

-         Canlı kalıntılarıyla oluşabilir.

-         Toprağın oluşumuna etki eden faktörler; iklim, bitki örtüsü, yer şekilleri, taşların özelliğidir.

a) Taşınmış Topraklar :

-         Dış kuvvetlerin taşıyıp getirdiği malzemelerin birikmesiyle oluşur.

-         Üç çeşittir.

Alüvyonlar : Kum ve çakıl gibi maddelerin oluşumuyla oluşan topraklardır.

Morenler (Buzul Taşlar) : Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çoğu kez parıltılı yada çizikli taşlardan oluşur.

Lösler : Rüzgarların, kurak bölgelerden az çok yağışlı bölgelere taşıyıp yığdıkları, katmanlaşmış  ince ögelerden oluşan toprak.

 b) Yerli Topraklar :

-         Bu topraklar, kayaların çözüldüğü yerde oluşan topraklardır.

-         İki  gruba ayrılır.

Nemli Bölge Toprakları : Bu  topraklar nemin gür olduğu yerlerde, gür bitki örtüsüyle kaplıdır.

Kurak ve yarı kurak bölge toprakları : Kestane ve kahverengi bozkır topraklarıdır yani çöl toprakları.
ÜLKEMİZDEKİ TOPRAK TİPLERİ

    Yüzölçümünün büyüklüğü iklimlerinin çeşitliliği, yer şekillerinin farklılığı ve ana kaya çeşitliliği nedeniyle Türkiye’de çeşitli topraklar oluşmuştur. Bunlar en sade şekilde sınıflandırılarak yerli topraklar ve taşınmış topraklar olarak iki grup altında toplanmıştır.

1. YERLİ TOPRAKLAR

Bu topraklar genellikle düz ve az eğimli yerlerde oluşmuş topraklardır. Ana kayaların, yerinde ayrışmasıyla oluşmuş topraklardır.

Türkiye deki başlıca yerli topraklar şunlardır:

 Orman Toprakları

Orman altında gelişen,bol organik madde içeren. onun için de koyu renkli olan topraklardır. Karadeniz Bölgesi’nin büyük bir kısmında, Orta Ana­dolu’nun 1200 m den daha yüksek ormanlık yerlerinde, Yıldız dağlarında. İç Bati Anadolu eşiğinde ve Güneydoğu Toroslarda yaygın olarak bulunur. Orman toprakları kireçli ye kireçsiz olmak üzere iki gruba ayrılır.

Kireçsiz orman toprakları, Kuzey Anadolu dağlarında ye Yıldız dağla­rının kuzeye bakan yamaçlarındaki topraklar fazla yağış nedeniyle yeteri ka­dar yıkanırlar. Toprakta bulunan karbonat ve diğer çözünebilen maddeler bu yıkanmanın etkisiyle ya alt katlarda birikir ya da iyice topraktan uzaklaşır. Bu­nun sonucu olarak da topraklar genellikle gri (boz) renkli olurlar. Böyle top­raklar asit reaksiyon gösterirler.

Kireçli orman topraklarının bünyesinde bol miktarda kireç bulunur. Yağışın yeterli olmadığı yerlerde topraktaki CaCO3 yıkanıp alt katlara taşınamaz ve topraktan uzaklaştırılamaz. CaCO3, bu tip topraklarda yüzeyin hemen altında yumrular şeklinde birikmiştir. Bu topraklar Kuzey Anadolu dağlarının güneye bakan yamaçlarında ve iç yörelerimizdeki meşe ormanlarının altında oluşmuştur. Kireçli orman toprakları kahve renklidir. Onun için bu topraklara kahverengi orman toprakları da denir.

İster kireçli ister kireçsiz olsun orman toprakları. genel olarak tarıma elverişli değildir. Ormanlık yerlerde yağış fazlalığı sonucu. kireçsiz orman topraklarında kireçle birlikte bitki besin maddeleri de büyük ölçüde yıkanarak topraktan uzaklaştırılmıştır. Onun için bu topraklar bitki besin maddesi yönünden fakirdir. Bu yüzden ormanların tahribiyle tarıma açılan bu topraklarda an­cak birkaç yıl tarım yapılabilir. Daha sonra toprak verimsiz bir hale gelir. Ayrıca orman toprakları genellikle yamaç arazi üzerinde bulunur. Üzerindeki ormanın tahrip kısa sürede erozyona uğrar. Bütün bunlar düşünüldüğü zaman, ormanlardan tarla açmanın ne kadar yanlış olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

Bozkır (Step) ve çayır Toprakları

Bozkırlar; yarı kurak iklim bölgelerinde bulunan. orman örtüsünden yok­sun, otsu bitkilerle çalıların yetişebildiği yerlerdir. Bozkırlar yurdumuzda ge­niş alanlara yayılmıştır. Orta Anadolu, İç Bati Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu (Erzurum—Kars platosu hariç) ve Trakya’nın orta kesimlerinde bozkırlar hakimdir.

İşte bitki örtüsünün zayıf olduğu bu yörelerde organik madde yönünden fakir topraklar oluşur. Buna karşılık Doğu Anadolu’da Er­zurum-Kars platolarında ye yüksek dağlarda. orman üst sınırının yukarısındaki çayırların altında organik madde yönünden zengin, koyu renkli topraklar oluşmuştur. Türkiye’deki bozkır ve çayır topraklarının başlıca türleri şunlardır:

Kahverengi topraklar:

Bozkır alanlarında bulunmaları ve renkleri dikka­te alınarak, bunlara kahverengi bozkır toprakları da denir. Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’daki ovalarda. bozkır örtüsü altında mey­dana gelmiştir. Bu topraklarda yıkanma zayıftır. çünkü yağış 300—400 mili-metre arasında değişir. Üstten yıkanan CaCO3, yüzeyin hemen altında birik­miştir. Verimi yüksek olmayan bu topraklar üzerinde çoğunlukla tahıl tarımı yapılır. Bitki besin maddesi yönünden fakir olan bu topraklar, sulamalı ve gübreli tarıma ihtiyaç gösterir.

Kestane renkli topraklar:

Yıllık yağışın 400 milimetrenin Üzerinde oldu­ğu yerlerde, yüksek boylu çayırlar, meşe ormanları ve çalılar altında oluşan topraklardır. Bunlar Orta Anadolu ye Doğu Anadolu bölgeleriyle İç Bati Anadolu eşiğinde ve Göller yöresinde yaygındır. Üst horizonunda yeteri kadar Organik madde mevcuttur. Bu toprakların bir kısmında tarım yapılmakta. ama Önemli bir kısmı ise otlak olarak değerlendirmektedir.

Kara topraklar (çernezyomlar):

Türkiye de bu toprakların bulunduğu yerler, Doğu Anadolu'nun kuzeydoğu köşesidir.Özellikle Erzurum—Kars platolarında. yazları yağışlı karasal iklim koşullarında yetişen yüksek boylu çayırlar altında oluşmuşlardır. Sıcaklıkların düşük olması nedeniyle çayır artıkları yeterince ayrışmadan toprak Üzerinde kalır. Bu yüzden toprağın Üst kat, si­yah renklidir. Çernezyomlar bitki besin maddeleri bakımından zengin olmasına karşılık,, tarım için uygun değillerdir. Çünkü bulunduklar, yerde yaz ayları. tahılın olgunlaşması için yeterli sıcaklıkta değildir. Ot verimi yüksek olduğu için buralarda, yoğun olarak büyük baş hayvancılık yapılır.

Killi-kireçli Topraklar

Türkiye’de bu toprakların iki tipi vardır. Dönen topraklar(vertisoller) ve rendzinalar.     Dönen topraklar (vertisoller): Vertisoller. killi ana metaryel üzerinde oluştukları için bünyelerinde bol miktarda kil bulunur. Türkiye de genellikle 3. jeolojik zamandan kalma gölsel çökeller üzerinde oluşmuşlardır. Bu topraklar kurak mevsimde çatlarlar. Birkaç santimetreden 1 metreye ka­dar olan bu çatlaklara yaz aylarında rüzgârların taşıdığı yüzey materyeli dolar. Yağışlı mevsimde ise su ile doyan killi toprak şişer. Şişme sonucu. çatlak­lardaki toprak yukarıya doğru itilir. Bu sırada toprağın alt katlarındaki çakıllar da yüzeye doğru hareket eder. Böylece toprağın altındaki metaryal yüzeye. yüzeyindeki materyal ise tabana doğru hareket eder. İşte bu döngü hareke­tinden dolayı vertisollere dönen topraklar denmiştir. Dönen topraklar Güney Marmara’da kepir, Orta Anadolu’da ise taş doğuran toprak olarak adlandırılır. Vertisollerin üst kısmi organik bakımdan zengin olduğu için koyu renkli­dir. Bol killi oldukları için işlenmesi zor olan bu topraklar Ergene havzasında yaygındır. Burada genellikle ayçiçeği ekimi yapılır. Güney Marmara’daki çöküntü alanlarında, Konya ve Muş havzalarında da geniş alanlar vertisollerle kaplıdır.

Rendzinalar: Ülkemizde killi-kireçli-marnlı gölsel çökeller geniş bir yayılım gösterir. Rendzinalar bu anakayalar üzerinde oluşmuş topraklardır Ko­yu renkli olan üst katlarında bol miktarda cakıllar bulunur. Rendzinaların yayılış alanları: Ege Bölgesi, Orta Anadolu ve Doğu Ana­dolu’nun çöküntü alanlarıdır. Orta ve Doğu Anadolu’da düz ve az eğimli yer­lerde bu topraklar üzerinde genellikle tahıl tarımı yapılır. Ege Bölgesi’nde ise meşe ormanları daha çok bu topraklar üzerinde bulunur. Eğimli yerler ise otl­ak olarak değerlendirilir.

Çorak (tuzlu-alkali) Topraklar

Bunlar, bünyelerinde bol miktarda çeşitli tuzlar bulundurduğu için tuzlu topraklar olarak da adlandırılır. Bu topraklar, taban suyunun yüzeye çok yakın ve yüzeyde olduğu yerlerde meydana gelirler. Buna bağlı olarak dışa akışı olmayan çukurlukların orta kesiminde ve deltalarda oluşurlar. Çorak toprakların Türkiye’deki yayılış alanları; Tuz Gölü, Burdur Gölü ve Acıgöl başta olmak üzere diğer tuzlu göllerin çevresindeki arazilerdir. Bu top­raklar üzerindeki bitki örtüsü çok cılızdır. Sadece tuzcul bitkilerin yetiştiği bu topraklar, tarım için uygun değildir.

Kumlu-Tüflü Topraklar

Bu topraklar volkanik kum, kül (volkanik tüfler) ile volkanik kökenli olma­yan kumlar üzerinde oluşmuşlardır. İnce bir üst horizonun hemen altında anakaya bulunur. Yani bu topraklar normal bir toprak profiline sahip değildir­ler.

Organik madde, kireç ve kil bakımından fakir olan bu topraklar çok geçirimlidir. Su tutma kapasiteleri çok düşük alan bu topraklar. yurdumuzda çoğunlukIa volkanik anakaya üzerinde oluşmuştur. En yaygın olarak Ürgüp—Nevşehir—Avanos çevresinde bulunur. Bu topraklar üzerinde Üzüm bağları yaygındır. Ayrıca bahçe tarımı ve patates ekim alanı olarak da değerlen­dirilir.

2. TAŞINMIŞ TOPRAKLAR

Bilindiği gibi yeryüzündeki yüksek yerler sürekti aşınmakta, aşındırılan bu materyal akarsularla uzak mesafelere taşınmaktadır. Taşınırken de parça­cıklar işlenmekte ve yuvarlaklaşmaktadır. Bu materyal iriliğine göre; çakıl, kum, mil (silt) ye kit olarak adlandırılır ve hepsine birden alüvyon denir. Alüvyonların birikmesiyle alüvyal topraklar oluşur. Alüvyal topraktarın en yaygın olduğu yerler deltalardır. Vadi tabanlarının genişlediği yerlerdeki akarsu boyu ovaları da alüvyon topraklardan oluşur. Ayrıca pek çok ovanın tabanındaki ve­rimli tarım toprakları da alüvyaldir. Bunların başlıcaları; Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde bulunan çöküntü ovaları, Güney Marmara Ovaları, Ege bölümündeki Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları, ve Doğu Anadolu’daki Erzincan, Erzurum, Pasinler ye Muş ovalarıdır.

Alüvyal topraklar derin ve geçirgen topraklardır. Bitki besin maddesince zengindir. Kum, kil ye çakıldan oluştuğu için kolay işlenebilirler. Onun için Türkiye’nin en verimli tarım alanları bu verimli topraklardır.

Kolüvyal topraklar da taşınmış topraklardır. Ancak bunlar alüvyal top­raklar gibi, aşındırıldıkları yerden fazla uzaklarda oluşmamışlardır. Genellikle yamaçlardan aşındırılan materyalin hemen etekte birikmesiyle oluşmuşlardır. Kolüvyal topraklar tam olarak oluşmamış topraklar olduğu için, horizonlar gelişememiştir. Bunlar derin ve geçirgen topraklardır.

Türkiye'nin Bitki Örtüsü


                     (Coğrafya)   Türkiye, bitki çeşitliliği ve sayısal çokluğuyla dikkati çeken bir ülkedir. Tür sayısı açısından tüm komşu ülkelerden daha zengin olan Türkiye’deki bitki türlerinin toplam sayısı yaklaşık on bindir. Türkiye dünyanın bitki bölgelerinden Akdeniz bitki bölgesine girer. Ülkemizde bitki örtüsünün dağılışı üstünde iklim, toprak ve yüzey şekilleri etkendir. Türkiye’de bunlara bağlı olarak üç farklı bitki topluluğu bulunur. Bunlar Akdeniz, Karadeniz ve iç bölgelerin bitki topluluklarıdır.

1)AKDENİZ BİTKİ TOPLULUĞU: Türkiye’nin güney ve batı kesimlerinde doğal bitki örtüsü olan Akdeniz bitki topluluğu uzun süren yaz mevsiminin sıcak ve kurak oluşuyla etkilenir. Bu bitki topluluğundaki ormanların yüksekliği 500-600 m ile 2200 m arasındadır. Fakat insanlar tarafından baltalanmış ve yangınlardan zarar görmüşlerdir. Alçak kesim-lerde deniz kıyısından başlayarak maki denilen sert yapraklı, bazen dikenli, her mevsim yeşil kalan (kışın yaprak dökmeyen) çalı toplulukları yer alır. Mersin ağacı, taflan, defne, mazı meşesi v.b. türlerden meydana gelen maki bazı kesimlerde boylu ve sık, fakat yerin çok kuru olduğu kesimlerde cılız ve seyrek olur. Maki arasında yabani zeytin ağaçlarıyla fıstık çamlarına da rastlanır. Bu bitki topluluğuna Akdeniz, Marmara ve Ege Bölgelerinde görülür.

Akdeniz bitki topluluğunun görüldüğü Akdeniz Bölgesi’ndeki maki deniz kıyısından başlayarak Akdeniz iklim özelliklerinin görüldüğü 800 m yüksekliğe kadar çıkar. Maki örtüsünün yukarısında ormanlar vardır. 2000 m’den daha yüksek yerlerde de, sıcaklık ve yağış şartlarının ağaç yetişmesine uygun olmaması yüzünden ancak dağ çayırları yetişmektedir. Bu bölgedeki maki içinde mersin ağacı, keçi boynuzu gibi bodur ağaçlar bu-lunur.

Bu bitki topluluğunun görüldüğü bir başka yer ise Ege Bölgesi’dir. Yamaçlar üzerinde 400 m yüksekliğe kadar maki bitki örtüsü gelişmiştir. Daha yükseklerde ise yer yer ormanlar görülür. Ege Bölgesi’nin içinde Ege ve İç Batı Anadolu Bölümü olmak üzere iki bölüm bulunur. Ege Bölümü’nün alçak yerlerinde hakim bitki örtüsü maki, yükseklerde ise ormandır. İç Batı Anadolu Bölümü’nde ise iklim ile birlikte bitki örtüsünde de değişiklikler görülür. Ormanlık alanlar yüksek yerlerde dağınık bir şekilde ve azdır. Düzlükler ise artık bozkır örtüsü ile kaplıdır.

Akdeniz bitki topluluğunun etkili olduğu üçüncü yer de Marmara Bölgesi’dir. Marmara Bölgesi’nin Ege ve Marmara Denizi kıyılarında  görülen makiler ile Güney Marmara kıyılarındaki zeytinlikler, buraların Akdeniz iklimi etkisi altında olduğunu gösterir. Bölgedeki makiler çok yerde ancak 200 m’ye kadar çıkabilmektedir. Doğal, beşeri ve ekonomik özellikleri ba-kımından bölge, yer yer ayrılıklar gösterdiğinden, dört coğrafi bölüme ayrılmıştır. Bu bölümler; Çatalca-Kocaeli, Yıldız Dağları, Ergene ve Güney Marmara bölümleridir. Çatalca-Kocaeli Bölümünde doğal bitki örtüsünü gür ormanlar oluşturur. Marmara Denizi’ne bakan kısımlarda ormanların yerini maki ve zeytinlikler almaktadır. Fakat kış aylarının Akdeniz Bölgesi’ndeki kadar sıcak olmaması sebebiyle makiler 200 m’den yukarı çıkamamaktadırlar. Marmara Bölgesi’nin diğer bir bölümü olan Yıldız Dağları Bölümü’nde doğal bitki örtüsü 150 m’ye kadar maki, daha yukarılarda ise meşe ve kayın ormanları olarak gelişmiştir. Marmara Bölgesi’nin üçüncü bir bölümü olan Ergene Bölümü doğal bitki örtüsünün en fakir olduğu bölümdür. Hakim bitki örtüsü bozkırdır. Ancak buradaki bozkır, İç Anadolu Bölgesi’nin az yağışlı yerlerindekinden farklıdır. Bölümde bozkırlarla beraber yer yer doğal ağaç topluluklarına rastlanır. Bunlar birer orman kalıntısıdır. Bu da bize buranın doğal bitki örtüsünün önceleri bozkır olmadığını göstermektedir. Önceleri var olan ormanların insanlar tarafından tahrip edilmesi sonucu olu-şan böyle bozkırlara antropojen bozkır denir.

 2)KARADENİZ BİTKİ TOPLULUĞU: Anadolu ve Trakya’nın Karadeniz kıyıları boyunca bir şerit gibi uzanan yerlerin doğal bitki örtüsü olan Karadeniz Bitki Topluluğunda hakim bitki örtüsü ormandır. Ormanlar deniz kıyısından başlayarak batı kesiminde 1900, doğuda 2000 m’ye kadar kıyı dağlarının yamaçlarını örter; iç sıralarda biraz daha yükseklere çıkar ve daha yükseklerde yerini dağ otlaklarına ve alpin bitkilere bırakır. Or-manların 1200 m’ye kadar olan alt kesimleri yapraklarını döken ağaçlardan (kayın, gürgen, meşe, kestane, kızılağaç vb.) meydana gelir, daha yük-seklerde bunların arasına giren iğne yapraklı ağaçlar yüksek kesimlere bütünüyle hakim olur (köknar, sarıçam, doğu kesiminde ladin vb.). Karadeniz bitki örtüsü geniş alanlarda yerini ağaç ziraatına ve tarlalara bırakmıştır. Karadeniz Bölgesi’nde görülen Karadeniz bitki örtüsü genellikle gür or-manlardan oluşur. Nemli hava kütlelerinin yağışı çoğunlukla kuzeye bakan yamaçlara bırakması sonucu, güney yamaçlara daha az yağış düşmektedir. Bunun sonucunda da doğal bitki örtüsü hem kuzeydeki gür ormanlar gibi gelişemez, hem de süreklilik gösteremez. İç Anadolu’ya yaklaştıkça dağlar arasındaki çukur alanlarda ise yağışın azalmasına bağlı olarak bozkırlar görülür. Karadeniz Bölgesi; Doğu, Orta ve Batı Karadeniz olmak üzere üç bölüme ayrılır. Doğu Karadeniz Bölümü’nün Rize yöresi yılda 2400 mm yağış alır ve burası Türkiye’nin en fazla yağış alan bölümüdür. Buna bağlı olarak bu bölgenin bitki örtüsünü gür ormanlar oluşturur.  Kıyı gerisinin dağ yamaçlarında hemen beliren ormanlar 2000 m yüksekliklere çıkabil-mektedirler. Bu seviyenin, yani orman katının üzerinde ise yağış ve sıcaklığın azalmasına bağlı olarak dağ çayırları bulunmaktadır. Bu gibi yerler yöre halkı tarafından yayla olarak kullanılmaktadır. Karadeniz Bölgesi’nin diğer bir bölümü de Orta Karadeniz Bölümüdür. Bu bölümün kıyılarında doğal bitki örtüsü ormandır. Ama iç kısımlara gidildikçe orman bozkıra dönüşür. Karadeniz Bölgesi’nin üçüncü bir bölümü olan Batı Karadeniz Böl-ümü’nde kıyı kesimi yağış miktarı Orta Karadeniz Bölümü’ne göre biraz daha fazladır. Kıyı kesiminin bitki örtüsü (yağışa bağlı olarak) kayın, güneydeki dağlık alanların ise çam ormanlarıdır. Fakat iç kısımlara doğru, yağışın azal-masına bağlı olarak ormanlarda da azalma ve seyrekleşme dikkati çeker.

3)İÇ KESİMLER BİTKİ TOPLULUĞU: Yağışların yetersiz ve buharlaşmanın fazla olduğu iç bölgeler, orman oluşumuna elverişsizdir. Bu yüzden ağaçlıklar, ovaların tabanında ancak akarsu kenarlarında veya yer altı su tabakasının yüzeye yakın olduğu yerlerde yer alır. İç kesimlerde yükseklerdeki sıcaklıklar kıyı kesimindekilerden daha fazladırlar. Ama bu ormanlar büyük ölçüde tahribe uğramışlardır. İç bölgelerin kuzey kesimlerinde genellikle çamlar (sarıçam), güneyde ise meşelikler (çoğunlukla bodur ağaçlıklar ) yer alır. Ormanların sınırlı olmasına karşılık otsu bitkiler yaygındır. Yağışı yetersiz olan ovalar üzerinde bunlar, ilkbaharda canlanan, yeşeren, çiçeklenen fakat yaz sıcaklarıyla kuruyan otlaklar görünüşündedir. Step denilen bu tabii bitki topluluğu kurak ve toprağı geçirimli kesimlerde (bozkır) daha seyrek ve cılız görünüş alır. Stepler tuzlu topraklar üzerinde tuzcul steplere, toprağı iri taneli ve eğimli yerlerde çalılık steplere dönü-şürler. Stepler özellikle aşırı otlatma yüzünden büyük ölçüde bozulmuştur. Bu bitki örtüsüne karasal iklimin görüldüğü Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgelerinde rastlanır.

Doğu Anadolu’da yaygın bitki örtüsü bozkırdır. Dağların yüksek yamaçlarında ormanlara da rastlanır. Fakat bu ormanlar, kışların soğuk geçmesi nedeniyle halk tarafından yakacak elde etmek için kullanıl-maktadırlar. Dağların yüksek kısımlarıysa sıcaklığın yeterli olmaması yüzünden dağ çayırları ile örtülüdür. Doğu Anadolu Bölgesi dört bölüme ayrılır. Bunlar; Yukarı Fırat, Erzurum-Kars, Yukarı Murat-Van ve Hakkâri Bölümleridir. Yukarı Bölümü’nde doğal bitki örtüsü bozkırdır. Yer yer çayırlıklara da rastlanır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğu köşesinde yer alan Erzurum-Kars Bölümü’nün doğal bitki örtüsü çayırdır. Bu çayırlıklar otlak olarak kullanıldığı için bu bölümde hayvancılık çok gelişmiştir. Doğu Anadolu Bölgesi’nin doğusunu içine alan Yukarı Murat-Van Bölümü’nde doğal bitki örtüsü bozkırdır. Doğu Anadolu Bölgesi’nin diğer bir bölümü olan Hakkâri Bölümü’nde de bitki örtüsü diğerlerininkinden farksızdır, yani bozkırdır.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde etkili olan bu bitki topluluğu Güney-doğu Anadolu Bölgesi’nde de etkilidir. Bu bölgenin doğal bitki örtüsü iklim özelliklerine bağlı olarak yer yer değişiklikler gösterir. Ama en çok bozkırlar görülür. Bozkırlar daha çok yüksek olmayan yerlerde yaygındırlar. Güneydoğu Torosların eteklerine ve Mardin Eşiği’ne doğru yükseklğin artmasına bağlı olarak meşe ormanlarına ve çalılıklara rastlanır. Akarsu boylarında söğüt ve kavak ağaçları yetişir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi iki bölüme ayrılmıştır. Bu bölümler; Dicle ve Orta Fırat Bölümleridir. Dicle Bö-lümü’nde doğal bitki örtüsü bozkırdır. Torosların yamaçlarında ve Mardin Eşiği üzerinde yağışların artmasına bağlı olarak ormanlara rastlanmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin diğer bir bölümü olan Orta Fırat Bölümü’nde de doğal bitki örtüsü bozkırdır. Ayrıca kuzeyde ve yüksek yerlerdeki küçük alanlarda ormanlara rastlanır.

Bu bitki topluluğunun görüldüğü üçüncü yer İç Anadolu Bölgesi’dir. Bölgede iklim ve toprak şartlarına bağlı olarak geniş alanlı bozkırlar oluşmuştur. Ancak yerleşme merkezleri civarında, akarsu boylarında dizi ve küme şeklinde söğüt ve kavak ağaçlarına rastlanır. Yağmur alan dağ yamaçlarında lekeler halinde ormanlar görülür. Tuz Gölü ve çevresi doğal bozkırlarla örtülüdür. Ancak çevreye doğru yükseldikçe araya tek ağaçların da karıştığı görülür. Bu tek ve yaşlı ağaçlar birer orman kalıntısıdır. Buralarda antropojen bozkırlar vardır. Antropojen bozkırın ne olduğunu Akdeniz bitki topluluğunda görmüştük. İç Anadolu’daki antropojen bozkır alanları, doğal bozkırların etrafını adeta bir kuşak gibi çevrelemektedir. İç Anadolu Bölgesi de diğer bölgeler gibi bölümlere ayrılmıştır. Konya Bölümü de bu bölümlerden biridir. Bu bölümün yaz mevsimi aşırı sıcak olur. Ama yine de bölümün doğal bitki örtüsü bozkırdır ve yukarılara çıkıldıkça antropojen bozkırlara rastlanır. İç Anadolu Bölgesi’nin batı yarısını oluşturan Orta Kızılırmak Bölümü’nde iklim nedeniyle doğal bitki örtüsü bozkırdır. Yüksek yerlerde ise seyrek ağaçlardan oluşan orman parçacıkları bulunmaktadır. Bölgenin diğer bir bölümü olan Yukarı Kızılırmak Bölümü’nde bozkırlar geniş yayılış gösterir. Ayrıca yüksek yerlerde yer yer çam ormanları görülür.

28 Nisan 2012 Cumartesi

BM İklim Değişikliği Raporu

(Cografya) İşte Türkiye'yi bekleyen son.O günleri görürmüyüz bilemeyiz fakat torunlarımıza nasıl bir dünya bıraktığımız çok açık.

Türkiye'nin de yer aldığı Güney Avrupa son derece yakıcı sıcak dalgalarına yakalanacak. Kuzey Afrika'da kuraklık daha da yaygınlaşacak. Küçük ada ülkelerini deniz yutacak. Asya ve Afrika kuraklık ve fırtınalarla yaşanmaz hale gelecek.

Fransız Haber Ajansı AFP, 194 ülkenin üye olduğu BM'ye bağlı Hükümetlerarası İklim Değişikliği Raporu Paneli'nin (IPCC) hazırladığı taslak raporun özetini dünyaya duyurdu. Taslak rapor, iklim değişikliğinin aşırı hava olayları üzerindeki etkisine dair en kapsamlı inceleme özelliğini taşıyor. 20 sayfalık taslak, "politika yapıcılar için özet" mahiyetinde ve hortumlar, sıcak dalgaları, tufansı yağmurlar kuraklık gibi olayların dünyayı dengesiz bir biçimde vuracağına işaret ediyor.
Özet taslak Uganda'nın başkenti Kampala'da bugün başlayacak altı günlük IPCC toplantılarında incelenecek. En kötü senaryo bazı bölgelerdeki insan yerleşimlerinin yeryüzünden silineceği yönünde. Raporda, "Felaketler daha büyük şiddette ve daha sık cereyan ettiği takdirde bazı yerlerde yaşamın sürdürülmesi imkansız olacak. Bazı durumlarda göç kalıcı olacak ve yeni iskan bölgeleri için baskı yaratacak. Bazı mercan adaları sakinleri için göç kaçınılmaz olacak" ifadeleri yer alıyor. Üç yılda hazırlanan ve aslı 800 sayfa olan rapor binlerce bilimsel çalışmanın bir sentezi.

Şiddet ve sıklık artacak 
Küresel ortalama sıcaklık sanayi öncesi dönemlere göre yaklaşık 1 derece yükselmiş durumda. 1 derece ısınma küresel ölçekte büyük bir etkiyi ifade ediyor. Çünkü 1 derecelik küresel ısı artışında, bizim yaşam ortamımızın ısısı minimum 3 kat artıyor. Küresel ısının 2100 yılına kadar ise 1-5 derece arasında daha yükselmesi bekleniyor. Fakat bunun etkisi bölgelere göre değişik olacak.

İşte olacaklar 
Avrupa, özellikle Türkiye'nin de bulunduğu Akdeniz halkası artan sıcaklar yüzünden daha büyük risk altında. 2003'te 70 bin ölüme yol açarak rekor kıran sıcaklıklar bu yüzyılın ortasında artık rutin haline gelecek.
Doğu ve güney ABD ve Karayipler daha çok yağmur ve hızlanan rüzgarların getirdiği fırtınalara maruz kalacak.

Anormal iklim koşulllarına maruz kalan yerlerde daha büyük nüfus sıklığı olacak. Emlak fiyatları fırlayacak ve yetersiz altyapı hasar riskini artıracak. 2005'te New Orleans'ı vuran Katrina kasırgası bunun en büyük örneği.
Küçük ada ülkeleri için en büyük tehdit yükselen deniz sularının istilası. Deniz suları kıyıları aşındıracak ve yeraltı sularını zehirleyecek. Üstelik bu riskin gerçekleşme olasılığı yüzde 90, yani kaçınılmaz.
Afrika'da milyonlarca kişi sürekli olarak gıda yardımına ihtiyaç duyacak. Afrika diğer kıtalara çok daha tehlikeli bir yer olacak
Güney Asya ve Güneydoğu Asya'da yıkıcı yağmur fırtınaları ikiye katlanacak. Doğu Asya'da yüzyılın ortasında sıcaklık bugünkünden 2 derece daha fazla olacak. Bu da dayanılmaz bir nem yaratacak.
IPCC 2007'de Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştü. Halen satır satır gözden geçirilen taslak raporun nihaisi ise cuma günü dünyaya açıklanacak.

Canlıların Dağılışını Etkileyen Coğrafi faktörler-Fiziki Faktörler



CANLILARIN DAĞILIŞINI ETKİLEYEN COĞRAFİ FAKTÖRLER

(Cografya) Canlıların Dünya üzerindeki dağılışında en etkili faktör iklimdir. İklim pek çok bileşenden meydana gelir ve bu bileşenlerin her biri canlı yaşamı üzerinde farklı etkilerde bulunur.




Canlılar Üzerinde Doğrudan Etkili Olan İklim

Elemanları:

- Sıcaklık

- Rüzgarlar

- Yağış

İklim koşulları en başta bitki ve toprak yapısı üzerinde etkilidir. Bu nedenle hayvan türleri yaşam ortamlarını bitki örtüsüne göre seçerler. Yani her iklim bölgesinin kendine özgü bir  biyomu bulunmaktadır.

Sıcaklık koşulları canlı yaşamı üzerinde belirleyici bir faktördür. Örneğin yüksek veya düşük sıcaklıkta canlı yaşamı çeşitli problemlerle karşılaşır. Eğer sıcaklık değerleri çok yüksek ve çok düşük olursa artık canlı yaşamı tümüyle sona erer. Örneğin kutuplar çevresinin aşırı soğuk ortamında ya da Sahra çölünün merkezi kısımlarında birkaç mikroorganizmanın dışında canlı yaşamına rastlamak hemen hemen imkansız gibidir.

Bitkilerin ortaya çıkması ve gelişebilmesi için uygun sıcaklık koşullarına ihtiyaç vardır. Sıcaklık koşullarına bağlı olarak bitkiler gelişir, çiçek açar ve tohumlanma gösterir. Her bitki için farklı olsa da sıcaklık değerlerinin uygun olduğu, bitkilerin normal gelişimlerini tamamladıkları bu evreye vejetasyon dönemi denir.

Hayvanlarda da durum farklı değildir. Hayvan varlığının yaşam bulabilmesi için uygun besin kaynakları ve sıcaklık koşulları gereklidir. Her ne kadar deniz canlılarının çok düşük sıcaklıklara adapte olması hayvanların dünyadaki yayılım alanının daha geniş olmasına neden olmuşsa da, durum çok farklı değildir. Dünyanın her bölgesinde yaşamını sürdüren hayvan türü yoktur.

Rüzgarlar özellikle bitkilerin yaşamında büyük önem taşır. Hava hareketliliği sayesinde bitkilerin teneffüs koşulları olumlu yönde etkilenir. Rüzgarlar diğer taraftan göçebe kuş sürüleri için büyük önem taşımaktadır. Çünkü kuşlar çoğunlukla sürekli rüzgarlardan yardım alarak çok uzun mesafeleri uçarak geçebilmektedir.

Yağış öncelikle bitki yaşamı için gerekli bir iklim unsurudur. Bitkilerin gelişmesi için gerekli olan su ve mineraller yağışlarla birlikte toprağa karışan sulardan elde edilir. Bu sayede yağış miktarının fazla olduğu alanlarda büyük bir canlı çeşitliliği görülür. Örneğin Ekvatoral yağmur Ormanları yağış miktarının yıl boyunca fazla olduğu bir alandır ve canlı türü sayısı dünyanın diğer bölgeleri ile kıyaslanamayacak kadar fazladır.

Güneş ışınlarının geliş açısına bağlı olarak Dünya üzerinde farklı sıcaklık değerlerine sahip alanlar ve iklim bölgeleri bulunmaktadır. Genel olarak biyom adı verilen bu alanlar ekvatordan kutuplara doğru bir kuşaklaşma içindedir. Bu kuşaklar iklimsel etkilerin işleyişine bağlı olarak farklı özellikler gösterirler.

İklimin Neden Olduğu Farklılıklara Örnekler:

Tropikal Yağmur Ormanları - Çöller

Dünyadaki tüm yağmur ormanları her biri kendine özgü bitki ve hayvan türlerinin bulunduğu beş ana katmandan oluşur. Bu katmanlar iç içe geçmiştir veya bazı durumlarda bir katman eksiktir.

A) Üst katman: Altındaki ana bitki topluluğunun 15 m üzerinde yükselmiştir. Buradaki ağaçlar yüksek ışık ihtiyacı bulunan türlerden oluşur. Genellikle yırtıcı kartal türleri ile avcı kuşlar bu ağaçlarda yaşamaktadır.

B) Çatı katmanı: Yerden 30 m’ye kadar çıkan ağaç ve sarmaşıklardan oluşan, aşırı derecede sık yeşil bir katmandır. Orman hayvanlarının çoğu güneş ışınlarından yararlanabilmek için bu katmanda yaşarlar.

C) Alt katman: Işık azlığına karşı dirençli, genellikle genç ağaçlardan oluşan katmandır. Çatı katmanı kadar kalabalık olmasa da kendine özgü bitki ve hayvan türleri bu katmanda yaşamını sürdürür.

D)Çalı katmanı: Kısa boylu ağaç ve ağaççıklardan oluşan bu katmanda, üst katmandan sızan güneş ışınları ana yaşam kaynağıdır. Güneşin sızmadığı yerlerde gelişimi kesintiye uğrar.

E) Ot Katmanı: Ot ve sarmaşık türü bitkilerin yaşadığı özellikle sürüngen ve böcekgillerin yaygın olduğu alt katmandır.

Yukarıda açıklanmış olduğu gibi uygun iklimsel koşullara sahip olan ekvatoral yağmur ormanlarında canlı çeşitliliği alabildiğine fazladır. Öyle ki Dünyadaki canlı türlerinin yaklaşık 2/3’ü bu alanlarda yaşar.


ÇÖLLER

Çöl kavramı yağış miktarı ile ilgilidir. Yağıış miktarı 200 mm’den az olan tüm alanlar çöl olarak nitelendirilir. Bu nedenle çöller sıcak ve soğuk çöller olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Gerek sıcak gerekse de soğuk çöllerde iklimsel koşullar canlı yaşamı için hiç de uygun değildir.

Bitki ve hayvanlar çöl ortamına çeşitli şekillerde adapte olmaktadır. Çöl canlıları genellikle vücutlarının kimi bölümlerinde su ve gıdayı depolayacak şekilde evrimleşmişlerdir. Örneğin;

- Tuzçalısı kökleri oldukça uzundur ve yer altında su bulabildiği seviyeye kadar köklerini uzatmaktadır.

- Keseli çöl fareleri günün tümünü yer altında geçirdikten sonra akşamları yüzeye çıkarlar. Kuyruklarında büyük yağ depoları bulunmaktadır.

- Uzun kulaklı Kuzey Amerika tavşanının kulaklarında bulunan yüzeye yakın kan damarları ısı yayarak vücut ısısının aşırı yükselmesini önler.

- Kaktüsler Dünyada yalnızca Kuzey Amerika çöllerinde görülmektedir. Bu bitki, vücudunda suyu depolayarak uzun yıllar yaşamını sürdürebilmektedir.

Soğuk çöllerde ise canlı yaşamı oldukça zordur. 75 derece kuzey ve güney paralellerinden daha yüksek enlemlerde canlı yaşamı çok azdır. Ancak Tundra alanları ekvatoral bölge gibi olmasa da canlılığın hayat bulduğu bir biyomdur. Burada bazı bitkilerin tohumları, uzun süren kış aylarında donmamak için bir çeşit antifiriz geliştirmiştir.

Bütün canlılar yaşamlarını devam ettirebilmek için çevreye uyum sağlama çabası içindedir. Bu uyum süreci oldukça uzun bir zaman zarfında gerçekleşir. Uyumun gerçekleşmesi canlının çevresiyle etkileşiminin bir sonucudur. Uyum süreci canlının yapı, hareket, görünüm ve diğer bütün özellikleri üzerinde etkilidir. Adaptasyon olayı sayesinde canlılar dünyanın genelinde yayılmıştır.

Kamuflaj ve Taklit

Kamuflaj bitki veya hayvanın göze çarpmamak için doğal çevresinden ayırt edilemeyecek şekilde biçim değiştirmesidir. Kamuflaj ve taklit olayı canlılığın devamı için oldukça önemlidir. Kamuflaj korunma, avlanma veya üreme gibi temel ihtiyaçların giderilmesi için zaman içinde gelişmiş bir özelliktir. Kamuflaj yeteneği genellikle hayvanın çevredeki diğer türlerden ve düşmanlarından korunmak için zaman içinde geliştirdiği bir durumdur. Taklit ise başka bir canlının görünüşüne bürünerek tehlikeden korunmaktır. Kamuflaj ve taklit adaptasyon olayının doğadaki en güzel örnekleridir.

Örnekler

Bukalemunun renk değiştirmesi.(Korunma) Dil balığının deniz tabanı ile aynı renkte olması ve genellikle tabana uzanarak avını beklemesi(Avlanma). Arı orkidesinin çiçeğinin arı ile aynı görünüme sahip olması (Üreme).

YER ŞEKİLLERİ


Canlıların dağılışını etkileyen faktörlerden bir diğeri de yerşekilleridir. Yerşekillerinin özellikleri canlıların dağılımı üzerinde doğrudan etkili olmaktadır. Dağların uzanışı doðrultusu ve yüksekliği, dar ve derin vadiler, geniş kıyı düzlükleri farklı canlı türleri için yaşam alanlarıdır.

Yerşekilleri canlı dağılımı üzerinde;

- Yaygınlaştırıcı

- Sınırlandırıcı

- Değiştirici etkilerde bulunmaktadır.

Yerşekilleri sınırlandırıcı etkide bulunabilmektedir.

Örneðin; Karadeniz kıyı kuşağının bitki toplulukları yüksek dağ kuşağının ardına sızamamış buraya özgü bir canlı topluluğunun oluşmasına neden olmuştur. Benzer şekilde Toros dağlarının da kuzey ve güney yamaçlarında farklı bitki ve hayvan türleri yaşamaktadır.

Yerşekillerinin dönüştürücü etkisi ise adaptasyon olayı ile ilgilidir. Ova tavşanı ile dağ tavşanı arasýnda tırmanma ve koşma hızı arasında büyük farklılıklar vardır.




Yukarıda anlatılan durumlar nedeni ile aynı kara biyomu içinde farklı yerşekillerinin bulunduğu alanlarda yaşayan aynı tür canlılar arasında bile büyük farklılıklar bulunabilmektedir. Ayrıca oluşum halindeki yer şekilleri bazı canlı türlerinin yok olmasına neden olabildiği gibi, farklı canlıların yayılım alanının genişlemesine neden olabilmektedirler. Örneğin volkanik faaliyetler bir alandaki canlı türlerini yokoluşuna neden olabilir. Bu durumun bir benzeri Marmara ile Karadeniz arasında yaşanmıştır. Buzul çağının bitmesiyle Marmara Denizinin (Akdeniz) tuzlu suları İstanbul boğazını aşarak Tatlı su gölü olan        Karadeniz’e ulaşmış, bu olayın sonucunda Karadenizdeki tüm tatlı su canlıları ölmüştür. Bu olayın sonucunda çürüyen canlılar Karadeniz’in tabanında büyük bir metan ve hidrojen sülfür birikimine yol açmış,Karadeniz’in 200m’den daha aşağı derinliklerinde canlı yaşamı ortadan kalkmıştır.


TOPRAK

Canlı yaşamını sağlayan önemli faktörlerden biri de topraktır. Toprak gerek yapısı ve mineral içeriği ile bitkilere kaynak sağlamakta, diğer taraftan da bazı hayvan türleri için doğal bir sığınak oluşturmaktadır. Toprak ve bitki örtüsü iklim ile doğrudan ilişki içindedir. Bu bakımdan toprak faktörü düşünülürken diğerlerinin etkisi göz ardı edilemez. Yani toprak tek başına bir etkileyenden çok etkilenen konumundadır. Bazı canlı türleri yalnızca belirli toprak türlerinde yaıamını sürdürebilmektedir. Örneıin orta kuşağın karasal alanlarındaki uzun boylu çayır toplulukları genellikle çernozyom türü topraklarda yaşayabilmektedir.

19 Nisan 2012 Perşembe

İklimin Etkileri

iklim:


Geniş bir coğrafyada uzun yıllar boyunca (en az 33 yıl) görülen hava olaylarının (sıcaklık, basınç, rüzgar, nemli-lik, yağış vb.) ortalamasına iklim denir. İklimi inceleyen bilim dalına Klimatoloji denir.

Atmosferde gerçekleşen hava olaylarını güneşten gelen enerji belirler. Güneşten gelen enerji sıcaklığı etkiler. Sıcaklık ise; diğer iklim elemanlarının (basınç, rüzgarlar, nemlilik ve yağış) oluşum ve dağılışını kontrol eder.

İKLİMİN ETKİLERİ

İklim, canlı yaşamı etkileyen en önemli unsurdur. Ayrıca yeryüzünün şekillenmesinde de önemli bir rol oynar. İklimin etkilerini üç ana başlık altında toplayabiliriz:

a. İklimin İnsan Üzerindeki Etkileri

  • Nüfusun dağılışını,

  • Ekonomik faaliyetlerini,

  • Yiyecek ve giyeceklerini,

  • Fizyolojik gelişimlerini,

  • Karakterlerini,

  • Kültür faaliyetlerini etkiler,



b. İklimin Ekonomik Hayat Üzerindeki Etkileri:

  • Sanayinin dağılışını,

  • Ulaşım faaliyetlerini,

  • Konut tipi ve kullanılan malzemeyi,

  • Turizm faaliyetlerini,

  • Tarım faaliyetlerini ve ürünleri çeşitliliğini etkiler

  • Bunlara bağlı olarak ticaret şekilleri de iklimin kontrolü altındadır.



c. İklimin Doğal Çevre Üzerindeki Etkileri:

  • Dış kuvvetlerin etki alanlarını,

  • Yer şekillerinin oluşumunu,

  • Taşların çözülme biçimini,

  • Toprak oluşumu, tipleri ve verimliliğini,

  • Bitki örtüsünü ve dağılışını,

  • Göllerin dağılışı ve sularının kimyasal özelliklerini,

  • Yerüstü ve yer altı su durumunu,

  • Akarsu debilerini ve rejimlerini,

  • Okyanus akıntılarının yönleri ve hızlarını,

  • Hayvan türleri ve dağılışını,

  • Erozyonu ve heyelan oluşumunu,

  • Kalıcı kar sınırını,

  • Ormanların ve tarımın üst sınırını,

  • Denizlerin tuzluluk oranını etkiler.



Hava Durumu: Dar bir alanda, kısa süre içerisinde değişen atmosfer olaylarına hava durumu denir. Hava durumunu inceleyen bilim dalına meteoroloji denir.



İklim ve hava durumunun karşılaştırılması;

  • İklim geniş sahalarda (ör. Akdeniz havzası), uzun yıllar boyunca (30-40 yıl) aynı kalan ortalama hava hali iken; hava durumu dar bir alanda (ör. Eskişehir-Odunpazarı), kısa sürede (bir iki saat) değişen atmosfer olaylarıdır.

  • İklimde bir kararlılık söz konusu iken, hava durumu gün ve saat içerisinde değişme gösterir.



Meteoroloji bilimi, atmosferin fiziksel özelliklerini, atmosferde meydana gelen olayların dayandığı fizik kanunlarını ortaya koymaya çalışır. İklim elemanlarının günlük değerleri çeşitli aletlerle ölçülür yada aletsiz olarak gözlenerek kayıtlara geçirilir. Yapılan bu işe Rasat (Gözlem) denir.

Meteoroloji biliminin yaptığı bu rasatları alarak bunların ortalamasını çıkarıp, bu hava olaylarının insan yaşamı üzerine olan etkilerini araştıran bilime ise Klimatoloji denir.

Bir yerin iklim özelliklerini tam ve doğru olarak belirte-bilmek için yeter sıklıkta ve gerekli yerlerde istasyon ağının olması gerekir.

18 Nisan 2012 Çarşamba

Türkiye de İklim Çeşitleri

Türkiye'de genel olarak üç ana iklim tipi görülür. Bunlar, Karadeniz ve Akdeniz iklimleri ile karasal iklimdir.

Karadeniz İklimi:

Bu iklim, asıl olarak Kuzey Anadolu Dağları'nın Karadeniz'e bakan yamaçlarında görülür. Genel özellikleri şöyledir:

- Her mevsim yağışlıdır.
- Doğu Karadeniz Bölümü'nde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 2000 - 2500 mm dir.
- Batı Karadeniz Bölümü'nde de maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 1000 -1500 mm dir.
- Orta Karadeniz Bölümü'nde ise maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın olmaktadır. Yıllık yağış miktarı 700 -1000 mm dir.
- Karadeniz ikliminin görüldüğü alanlarda kar yağışlı günlerin ortalaması 18 gündür.
- Yıllık ortalama sıcaklık 13-15°C’dir.
- Ocak ayı ortalama sıcaklığı 6 - 7°C’dir.
- Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 21 - 23°C’dir.
- Yıllık sıcaklık farkı 13 -15°C’dir.
- Tabii bitki örtüsü ormandır. Yüksek yerlerde Alpin çayır görülür.
- Kuzey Anadolu Dağları'nın güneye bakan kesimle-rinde, deniz etkisinin azalması nedeni ile yağışlar azalır ve sıcaklıklar düşer. Karasal etki görülmeye başlar. (Kastamonu, Bayburt, Gümüşhane gibi)

Akdeniz İklimi:

Bu iklim tipi, ülkemizde en belirgin olarak Akdeniz kıyılarında görülmekle birlikte, Ege ve Marmara bölgelerinde de etkili olmaktadır. Genel özellikleri şöyledir:

- Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.
- Maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşer.
- Yaz ve kış yağışları arasındaki fark oldukça fazladır.
- Yıllık yağış ortalaması 600 - 1000 mm arasında değişir.
- Yıllık sıcaklık ortalaması 18 - 20°C’dir.
- Ocak ayı ortalaması 8 - 10°C, Temmuz ayı ortalaması ise 28 - 30°C’dir.
- Yıllık sıcaklık farkı 15 - 18°C arasında değişir.
- Ege Bölgesi'nde dağların kıyıya dik uzanması, Akdeniz ikliminin iç kesimlere sokulmasını sağlamıştır.
- Marmara'da görülen Akdeniz ikliminde, yazlar Akdeniz kıyılarına göre daha serindir. Kışlar ise soğuk ve karlı geçer.
- Akdeniz ikliminin karakteristik bitki örtüsü zeytin, zakkum, mersin, kocayemiş, defne, kekik, vb. bitkilerden oluşan makilerdir.

Karasal İklim:

Ülkemizde karasal iklim, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile İçbatı Anadolu Bölümü'nde görülür. Ancak karasal iklim, bu bölgelerde bazı farklılıklar gösterir. Ülkemiz-deki orasal iklimin özellikleri hakkında şunları söyleyebiliriz:

- Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır.
- İç Anadolu Bölgesi'nde maksimum yağış İlkbaharda, minimum yağış yazın düşer.
- İç Anadolu'da ortalama yağış 300 - 400 mm'dir. (Yüksek yerlerde 500 - 600 mm'yi bulur)
- İç Anadolu'nun kış sıcaklık ortalaması 1 - 2°C, yaz sıcaklık ortalaması 22 - 23°C, yıllık sıcaklık ortalaması ise 10 - 12°C’dir.
- Ege Bölgesi'nin İçbatı Anadolu Bölümü'nde yağışlar kıyıya nazaran çok azdır.
- Doğu Anadolu'nun kuzeydoğu kesiminde yıllık sıcaklık ortalaması 4 - 6°C’dir.
- Kuzeydoğu Anadolu'da kış sıcaklık ortalaması -7, -10°C, yaz sıcaklık ortalaması 17 - 19°C’dir.
- Yıllık yağış miktarı 500 - 600 mm'dir.
- Kuzeydoğu Anadolu'da maksimum yağış ilkbaharda ve yazın, minimum yağış kışın görülür.
- Güneydoğu Anadolu'da ise ortalama yağış 400 - 700 mm’dir.
-Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kış mevsimi pek donlu geçmemekle beraber, yaz mevsiminde şiddetli kuru sıcaklar egemendir.
- Güneydoğu Anadolu'da yıllık ortalama sıcaklık 15 - 16°C, kış sıcaklığı 3 - 4°C, yaz sıcaklığı ise 30 - 35°C dir.
- Güneydoğu Anadolu'da maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşmektedir.

Nem ve Yağışlar

Türkiye'de, yıllık ortalama yağış bakımından, bölgeler arasında büyük farklılıklar vardır. Bazı bölgelerde ortalama yağış 2500 mm'yi bulurken, bazı bölgelerde 250 mm'nin altına inmektedir.

Türkiye'de yağışın dağılışını incelediğimizde şu özellikler görülür:
- Türkiye'de yağış dağılışı haritası ile yer şekilleri haritası karşılaştırıldığında, aralarında yakın ilgi bulunduğu tespit edilmektedir.
- Türkiye'de fazla yağış alan yerler (1000 mm. den fazla); Doğu ve Batı Karadeniz bölümleri ile bazı Batı ve Doğu Anadolu dağlarıdır. En fazla yağış alan yer Rize çevresidir. (2400 mm. den fazla)
- Türkiye'de orta derecede yağış alan yerler (500 mm -1000 mm arası), Akdeniz, Ege, Marmara, Orta Karadeniz, Doğu Anadolu ve İç Anadolu'nun kuzey kesimleridir.
- Türkiye'de az yağış alan yerler (500 mm’nin altında), İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve yer yer Doğu Anadolu'nun çukur yerleridir. En az yağış alan yer, Tuz Gölü çevresi ile Iğdır Ovası civarıdır. (250 mm nin altında)
- Yağışın mevsimlere dağılımı (yağış rejimi) bakımından bölgeler arasında önemli farklılıklar görülür. Karadeniz Bölgesi her mevsim yağışlıdır. Bunun dışında kalan bölgelerde kurak ve yağışlı dönemlere rastlanır. Kurak dönem genellikle yaza rastlarken, yağışlı dönem kışa rastlar.

17 Nisan 2012 Salı

Basınç ve Rüzgarlar

BASINÇ

Türkiye'de mevsimlere, deniz ve karalara ve yerel ısınma farklarına bağlı olarak oluşan basınç merkezlerinin yanı sıra, Türkiye'nin dışında oluşan ve Türkiye'yi etkisine alan gezici basınç merkezleri de bulunmaktadır.
Türkiye'yi en çok etkileyen basınç merkezleri şunlardır:

Sibirya Antisiklonu: Sibirya üzerinde oluşur. Türkiye'yi kışın etkiler. Soğuk ve kar getirir. 60° enlemleri çevresinde oluşmasına rağmen, soğumadan dolayı termik kökenlidir.

Asor Antisiklonu: Atlas Okyanusu üzerindeki Asor Adaları çevresinde, 30° DYB alanına bağlı olarak oluşur. Kış mevsiminde Sibirya antisiklonu ile birleşerek Türkiye üzerinde etkili olduğunda İzlanda siklonu Türkiye'ye sokulamaz. Bunun sonucunda da ülkemizde kışlar soğuk, sert ve kar yassı, geçer.

Basra Siklonu: Basra Körfezi çevresinin aşırı ısınmasıyla oluşur. Samyeli rüzgarları vasıtasıyla Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde etkili olur. Havadaki nemi kurutarak sıcaklık ve buharlaşmayı arttırır 30° Kuzey enlemi çevresinde oluşmasına rağmen, ısınmadan dolayı termik kökenlidir. Türkiye'de yaz mevsiminde etkilidir.

İzlanda Siklonu: İzlanda üzerinde oluşur. Türkiye’de kışın ve ilkbaharda etkili olur. Etkili olduğunda Türkiye'de kışlar ılık, kısa ve yağmurlu geçer. 60° enlemleri çevresinde oluştuğu için dinamik kökenlidir.

RÜZGARLAR

Türkiye'ye, kuzeybatı, kuzey ve kuzeydoğudan esen rüzgarlar enlemin etkisiyle, hava sıcaklığını düşürürler. Güneybatı, güney ve güneydoğudan esen rüzgarlar ise hava sıcaklığını yükseltirler.

Soğuk Yerel Rüzgarlar:


Karayel: Balkanlar'daki yüksek basınç ve Basra Körfezi'ndeki alçak basınç sonucu oluşur. Kuzeybatıdan soğuk ve kuru olarak eser. Kış mevsiminde Marmara Bölgesi ile Batı Karadeniz'de sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur.

Yıldız: Kuzeyden eser. Karadeniz üzerinden geldiği için soğuk ve nemlidir. Karadeniz Dağları'nda yağış bırakır.

Poyraz: Marmara, Karadeniz ve İç bölgelerimize kuzeydoğudan esen soğuk, kuru bir rüzgardır. Doğu Avrupa'daki yüksek basıncın etkisi sonucunda oluşur. Kışın sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur. Yaz poyrazı ise serin ve kuru olarak eser.

Ege Denizi'nde, yazın poyraz benzeri rüzgarlar tam kuzeyden eserler. Eski Yunanlılar bu rüzgarlara, ticaret rüzgarı anlamında Etesia demişlerdir. Bugün de, Dünya literatüründe Ege Denizi'nde yazın kuzeyden esen rüzgarlara etezyen denilmektedir.

Sıcak Yerel Rüzgarlar

Lodos: Kuzey Afrika'daki yüksek basınç ve Hazar Denizi'ndeki alçak basınç sonucu oluşur. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde etkilidir. Akdeniz'den geldiği için nemli ve sıcaktır. İç kesimlere sokulurken yükseltinin etkisiyle soğuyarak yağışa neden olur. Kış mevsiminde etkili olduğu bölgelerde, sıcaklığı arttırarak kar erimelerine neden olur.
Kıble: Güneyden eser. İç kesimlerimizde etkili olur. Akdeniz Bölgesi'nde nemli ve sıcak, iç kesimlerde ise, kuru ve sıcak olarak eser.

Keşişleme (Samyeli): 30° enlemi çevresindeki dinamik yüksek basıncın etkisi sonucu oluşur. Suriye Çölü'nden Güneydoğu Anadolu'ya doğru eser. Sıcak ve kurudur. Bitkiler üzerinde kurutucu etkisi vardır.

Türkiye İklimi

Türkiye'de çok çeşitli iklimler görülür. İklim çeşitliliğine sebep olan faktörler şunlardır:

- Üç tarafının denizlerle çevrili olması
- Yükseltisinin fazla olması
- Ilıman iklim kuşağında bulunması
- Yer şekillerinin çeşitlilik göstermesi
- Kuzeyinde ve güneyinde dağların denize paralel uzanması

Türkiye, genelde Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Çünkü, ülkemiz genelinde yazlar kurak, kışlar yağışlı geçer. Ancak bununla beraber, birbirlerinden belirgin farklarla ayrılabilen karasal ve Karadeniz iklimleri de etkili olmaktadır.

TÜRKİYE'DE İKLİM ELEMANLARI

A. SICAKLIK

Türkiye'de sıcaklık, kıyılarda enlem farkına, iç kesimlerde ise denizden uzaklık, yükselti, yer şekilleri gibi faktörlere bağlı olarak değişir.

Yıllık Ortalama Sıcaklık Dağılışı

- En düşük ortalama sıcaklıklar, Kuzeydoğu Anadolu'da görülür.
- En yüksek ortalama sıcaklıklar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin güneyi ile Akdeniz kıyılarında görülür.
- En düşük sıcaklık ile en yüksek sıcaklık arasındaki fark 8°C den fazladır.
- Sıcaklık genelde güneyden kuzeye gidildikçe azalmaktadır.

Temmuz Ayı Ortalama Sıcaklık Dağılışı

- Temmuz ayında en düşük sıcaklık, Kuzeydoğu Anadolu, Karadeniz kıyıları ve Marmara'nın kuzeyinde görülür.
- Bu ayda en yüksek sıcaklıklar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görülür.
- Temmuz ayında bugüne kadar ölçülmüş en yüksek sıcaklık değeri 46,5°C ile Ş. Urfa iline aittir.

Ocak Ayı Ortalama Sıcaklık Dağılışı

- Ocak ayında, bölgeler arasındaki sıcaklık farkı, Temmuz ayına oranla daha fazladır.
- En düşük sıcaklıklar, Kuzeydoğu Anadolu'da görülür.
- En yüksek sıcaklıklar Akdeniz kıyı kesiminde görülür.
- Ocak ayında bugüne kadar ölçülmüş en düşük sıcaklık değeri -43,2 °C ile Ağrı iline aittir.

Türkiye'de günlük ve yıllık sıcaklık farkları kıyı bölgelerimizde az, iç bölgelerimizde fazladır. En az yıllık fark Doğu Karadeniz kıyılarında görülür. (15 - 16°C). En çok yıllık fark ise, Kuzeydoğu Anadolu'dadır. (Erzurum'da 27°C, Kars'ta 29°C, Ağrı'da 31 °C)

Share

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More