Yeryüzü Şekilleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeryüzü Şekilleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2012 Salı

Buzullar ve Etkileri

Cografya) Kutup bölgelerinde ve yüksek dağlar üzerinde,başlıca şekillendirici dış kuvvet buzullardır. Bu alanlarda yağışlar genellikle kar şeklinde olur. Sıcaklık (sıfır)C'nin altında olduğundan yağan karlar tamamıyla eriyemez, arta kalanlar üst üste yığılır. Yıl boyunca ortadan kalkmayan karlara kalıcı kar (toktoğan kar) adı verilir. Kalıcı kar sınırı enleme bağlı olarak değişir. Ekvatoral bölgede 5000-6000 m'den geçen kalıcı kar sınırı,Türkiye'de kenar dağlar üzerinde 3200-3500 m'de erişilir,iç kesimlerde ise 4000 m'den geçer.

Kutuplarda ve dağların yüksek kesimlerinde meydana gelen buzulların birçok çeşidi vardır.

a)Sirk Buzulu:Yüksek dağlık alanlarda çukurluklar içinde oluşan küçük buzullardır. Ülkemizde Ağrı, Cilo, Kaçkar,Sat, Uludağ, Nemrut, Toroslar ve Karadeniz dağlarında sirk buzullarına rastlanır.

b)Vadi Buzulu:Yüksek dağlar üzerinde oluşan sirk buzulları büyüdüğünde eğime bağlı olarak aşağılara doğru iner,vadi içlerini doldurur. Buna vadi buzulu denir. Cilo dağında bu tür vadi buzulları bulunur.



c)Örtü Buzulu:Kutuplara yakın sahalarda oluşan ve binlerce km alan kaplayan buzullardır. Antarktika ve Grönland örtü buzullarının ülkemizde görüldüğü yerlerdir. Kutup bölgelerindeki buzullar,buzul dağları oluşturacak kadar büyüktür. Bunların denize ulaşan kısmına aysberg denir. Kutup bölgelerinde deniz içinde oluşan buzullara bankiz adı verilir.

BUZUL AŞINDIRMA ŞEKİLLERİ

Yeryüzünü aşındırma, taşıma ve biriktirme yoluyla şekillendirirler. Buzullar değişen iklim koşulları altında kalınlaşır,erir yada basıncın veya yamaç eğiminin etkisiyle hareket ederler. Bu hareketleri sırasında bulundukları zeminde cilalama,sıyırma, sökme,koparma şeklinde aşındırma yaparlar. Aşındırdıkları malzemeyi erimeye başladıkları yerlerde biriktirerek biriktirme şekillerini oluştururlar.

a)Buzul Vadisi:Buzullar tüm vadiyi doldurarak hareket ettikleri için tüm yüzeyi aşındırırlar. Bu nedenle buzulların vadileri akarsularınkinden farklı olarak inişli çıkışlıdır. Enine profili "U" biçimindedir. Ana buzula bağlı olarak yan buzulların oluşturduğu vadilere de asılı vadi denir.

b)Hörgüç Kaya:Buzullar dirençli kaya sırtlarını törpüleyerek hörgüce benzer yuvarlak şekiller oluşturmuşlardır. Bunlara hörgüç kaya adı verilir. Türkiye'de Doğu Anadolu'da Nemrut Dağı'nda örneği görülmektedir.



c)Buzul Yalağı (Sirk):Buzulların aşındırma ile oluşturduğu çukurlardır. Sonradan buzulların erimesi ile bu çukurlarda sirk gölleri meydana gelmiştir.

BUZUL BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

Buzullar aşındırdıkları materyalleri bir süre taşıdıktan sonra başka bir yerde biriktirirler. Böylece, buzul biriktirme şekilleri oluşur. Buzullardan çıkan akarsular, buzulların önünde ova şeklinde geniş düzlükler oluştururlar. Bu düzlüklere sander düzlükleri denir. Buzulların,vadi ve yamaçlardan koparmış oldukları kaya parçalarına taş ve topraklara moren (buzultaş) denir. Bunlar,buzulların tabanında buzul dillerinin yanlarında ve önlerinde birikirler. Böylece moren setleri meydana gelir. Dağların yükseklerinde buzulların ilk oluşmaya başladığı yerdeki çukurluklarda sular toplanarak küçük göller meydana gelir. Bunlara sirk gölleri denir.

Kutup bölgeleri ile yüksek dağların üst kısımlarında bütün yıl hiç erimeden kalan karlara Toktağan kar (daimi) denir. Enlemin etkisiyle toktağan kar sınırı Ekvatordan Kutuplara doğru azalır.



Bugün dünyanın yaklaşık %10 ‘u (15 milyon km2 si) buzullarla kaplıdır. Buzulların etki alanı daha çok kutuplara yakın yerlerdir.

Buzul Çeşitleri

1.  Sirk Buzulu :Yüksek dağlık alanlardaki küçük çukurlukları dolduran buzullardır. Yurdumuzda bazı yüksek dağlık bölgelerde vardır. Ör: Cilo. Sat, Ağrı, Tendürek, Süphan , Kaçkar, Erciyes, Beydağları, Geyik Dağları, Bolkar , Binboğa dağları gibi.

2.  Vadi Buzulu: Buzul aşındırması ile oluşan vadilerin içini dolduran buzullardır. Ör: Cilo dağında olduğu gibi.

3.  Örtü Buzulu: Kutup bölgelerinde görülür. Antartika ve Grönland’da olduğu gibi. Kutup bölgelerinde denizde yüzen buz dağlarına Aysberg denir.



4.  Takke Buzulu: volkan dağlarının üst kısmında oluşan buzullardır. Ör: Ağrı dağında olduğu gibi.



Buzul aşındırması şunlara bağlıdır

1.  Buzulun kalınlığına: Kalınlık fazla ise aşındırma oyma şeklinde , az ise törpüleme şeklinde olur.

2.  Yatak Eğimine: Yatak eğimi fazla ise aşındırma törpüleme şeklinde , az ise oyma şeklindedir.

3.  Kayaların Özelliğine: Zemin sert kayalardan oluşmuş ise aşındırma törpüleme şeklinde , yumuşak ise oyma şeklinde olur.

Buzul Aşınım Şekilleri

1.   Buzul Vadisi: Buzul aşındırması sonucu oluşan “U” şeklindeki vadilerdir. Akarsu vadilerine göre boyları kısadır ve sürekli iniş göstermezler (inişli –çıkışlıdır)

2.   Hörgüç Kaya: Farklı aşınma sonucu oluşan ve deve hörgücüne benzeyen kayalardır.

3.   Sirk (buz yalağı) çukurluğu: Dağların üst kısmında aşındırma ile oluşan küçük çukurlukladır.



Buzul Biriktirme Şekilleri

1.  Moren setti: Buzulların  aşındırarak taşıdığı kum çakıl gibi maddelere moren denir. Bunları eridiği yerde biriktirmesi ile oluşan sette denir.

2.  Drumlin: Buzul biriktirmesi ile oluşan alçak tepelere denir.

3.  Sander Ovası: Buzulların eridiği yerde  ortaya çıkan akarsuların taşıdığı malzemeleri biriktirmesi ile oluşan düzlüklerdir.

Not: Türkiye’nin bugünkü yer şekillerinin oluşmasında en az etkili olan dış kuvvet buzullardır.








23 Nisan 2012 Pazartesi

Türkiye de Karstlaşma Şartları ve Karstlaşmayı Tayin Eden Etkenler

COĞRAFYA-KARSTİK ŞEKİLLER

Karst topoğrafyası, karbondioksitli suların başta kireçtaşı olmak üzere jips, kaya tuzu ve kalker gibi eriyebilen kayaları eritmesi ile oluşmaktadır. Esas itibariyle, karst topoğrafyası, kireçtaşı veya kalkerlerin erimesi ve suda eriyik halde bulunan kalsiyum bikarbonatın suyun buharlaşması ile tekrar CaCO3 çökelmesi sonucunda meydana gelmektedir.



Karstik Alanların Özellikleri

• Çıplak zeminler geniş yer tutar.
• Toprak, erimeler sonucunda oluşan çukurlarda toplanmıştır.
• Karstlaşmış kayaların yüzeyi su bakımından fakirdir.
• Tarım olanakları sınırlıdır.
• Yerleşmeler az ve dağınık topraklara bağlı olarak serpilmiştir.

Akdeniz Bölgesinin batısı, Güney Ege, Kuzeydoğu Anadolu başta olmak üzere ülkemizin beşte biri bu özelliğe sahiptir. Ülkemizde karstik şekillerin yaygın olduğu bölgemiz Akdeniz bölgemizdir. Ayrıca Çankırı, Sivas (Zara), Erzincan yöreleri de karstik yörelerdir. Bunun nedeni buradaki arazinin jips, kalker gibi eriyebilen kayalardan meydana gelmesidir. Antalya ovası karstik bir ovadır. Akdeniz bölgesindeki akarsular yaz mevsiminde Ege'deki akarsulara oranla biraz daha fazla akıma sahiptirler. Bunun nedeni Akdeniz'deki akarsuların kaynak suları ile beslenmesidir.

TÜRKİYE’DE KARSTLAŞMA ŞARTLARI VE
KARSTLAŞMAYI TAYİN EDEN ETKENLER


1. Kireçtaşının Birleşimi ve Kalınlığı:
Karstlaşma, safa yakın kireçtaşları üzerinde artmakta, buna karşılık taşın birleşiminde bulunan yabancı madde arttıkça azalmaktadır. Bu nedenle, yaklaşık olarak 200 km genişliğinde ve 1000 km kadar uzunluğunda Toros Dağları’nın kireçtaşı barındıran kesimlerinde, katkı maddesi az veya saflığı fazla olan kireçtaşları üzerinde mükemmel gelişme göstermiştir. Bunun yanında kumlu kireçtaşı ve marnlar veya killi kireçtaşlarında karstlaşma zayıf kalmıştır. Özellikle, kireçtaşı, marn veya killi kireçtaşlarının ardalanmalı olarak tabakalaşma gösterdiği Orta Toroslar’daki Tersiyer arazilerinde killi tabakaların açığa çıktığı kısımlarda karstlaşma durmuştur. Nitekim Mut Havzası, Ermenek ve Gülnar Platolarında karstik şekillerden özellikle dolin ve polyeler saflığı fazla olan kireçtaşları üzerinde gelişme göstermiş, killi tabakalar üzerinde ise kesintiye uğramıştır. Tabaka kalınlığı ile karstlaşma arasında da sıkı ilişkiler olup, yer altı akarsuları, mağara, dolin ve polyelerin geliştiği alanlar kalınlığı yüzlerce metreyi bulan Mesozoyik ve Altersiyer kireçtaşları dahilinde oluşmuştur.
2. Yapısal Özellikler
Karstlaşma ile kireçtaşı tabakalarının eğimi ve zayıf kuşaklar arasında oldukça sıkı ilişkiler mevcuttur. Nitekim, tabakaların eğimli olduğu alanlarda, karstlaşma tabaka eğimine uygun olarak devam etmekte ve Taşeli Platosunun batı kısmında Taşkent – Ermenek arasında olduğu gibi bu sahada meydana gelen dolinler, disimetrik bir durum göstermektedir. Buna karşılık yatay tabakalaşma gösteren sahalarda oluşan dolin ve polyelerin tabanları düz ve kenarları dik olmaktadır. Burada polye ve dolinin derinliğini kireçtaşı tabakasının kalınlığı tayin etmektedir, yani kireçtaşı tabakası ne kadar kalın ise dolin veya polye de o kadar derin olmaktadır. Öte yandan, kıvrımlı, çok kalın ve sert olan mesozoyik ve paleozoyik kireçtaşları üzerinde dolinler adeta huni biçiminde olmaktadır. Eski akarsu yatakları, fay kuşakları ve senklinal eksenleri boyunca doğrusal uzanış gösteren polyeler oluşturmaktadır. Bunun en tipik örneğini Beyşehir Gölünün güneyinde 12.5 km uzunluk ve 1.2 – 2 km genişliğinde olan Genbos polyesi teşkil etmektedir.
Tektonik kökenli çanaklar, hem karstlaşmanın ilerlemisi ve hem de depresyonun genişlemesi bakımından uygun şartlar hazırlamıştır. Toroslarda görülen Eğirdir – Kovada, Isparta, Atabeyli, Elmalı, Burdur – Tefenni, Çeltikçi, Kestel tektonik depresyonları karstlaşma ile genişlemiş ve günümüzdeki görünümlerini almıştır.
Bunun yanında kireçtaşları dahilinde zayıf ve kırık kuşakların mevcudiyeti, özellikle karstlaşmanın yüzden derinlere doğru kaymasında ve mağara ile yer altı akarsularının gelişmesinde etkili olmaktadır. Akdeniz’e akışı olan yer altı kanallarının bir bölümü zayıf kuşakları takip etmektedir.
3. Karstlaşmada Zaman ve İklimin Etkileri
Torosların özellikle batı kesiminde yaygın olan Mesozoyik kireçtaşları üzerinde zengin karst topoğrafyasının gelişmesi, bu arazilerin Mesozoyik sonundan itibaren karstlaşmaya başlamasıyla ilgilidir. Nitekim, bu araziler üzerinde karstlaşma sonucu büyük çukurlar meydana gelmiş ve Neojen’de bu çukurlar göllerle işgal edilmiştir. Örnek olarak, Yatağan, Muğla, Bucak ve Elmalı havzaları, Mesozoyik ve Alt Tersiyer (Eosen – Oligosen) arasındaki karstlaşmanın sonucu olarak belirmişlerdir.
Öte yandan, glasiyel dönemde Toroslar’ın yüksek kısımlarındaki karstik sahalara yerleşen buzulların erimesi ve bünyelerinde daha fazla karbondioksit ihtiva etmeleri, karstlaşmanın şiddetlenmesine neden olmuştur. Nitekim, Bolkar ve Aladağlardan inen sular bu sahalarda kanyon şeklinde derin vadiler açmışlardır. Bunun yanında interglasiyel dönemlerde Orta kuşağın diğer ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de nemli ve sıcak iklimin hüküm sürmesinin, karstlaşmanın günümüze nazaran daha da şiddetlenmesine neden olduğu rahatlıkla söylenebilir. Antalya traverten taraçaları, Toroslarda günümüze nazaran şiddetli olarak karstlaşmanın devam ettiği dönemlerde Antalya ovasını kaplayan kireçli suların buharlaşarak bünyelerindeki kireci bırakmaları ile teşekkül etmiştir.
4. Tektonik Hareketlerin Etkisi
Torosların Pliyosen sonu ve Kuvaterner başlarında yükselmesinin etkisiyle de karstik sahalardaki yerüstü drenajı yeraltına intikal etmeye başlamış, günümüzdeki yer altı nehirleri, yüzlerce metre derine inen mağaralar, tüneller oluşmuştur. Göksu vadisi, Yerköprü dolaylarında 500 metre kadar yatağını derinleştirerek bugünkü konumuna gelmiştir. Ayrıca karstlaşmanın derine doğru inmesi ile basamaklı polyeler, mağaralarda travertenler ve farklı traverten basamakları oluşmuştur.

KARSTİK AŞINIM ŞEKİLLERİ

1-Lapyalar:

Aşağı yukarı tüm karstik sahalarımızda suların kanalize oldukları yamaçlar boyunca küçük kanalcıklar ve oluklar şeklinde lapyalar görülmektedir. Toroslarda Giden Gelmez Dağı, Bolkar ve Aladağların yamaçları boyunca çatlaklar üzerinde çatlak lapyaları, yamaçlar boyunca dikey olarak uzanan duvar lapyaları, dolin ve polyelerin yamaçlarında oluklu lapyalar bulunmaktadır.



2-Dolin:

Kokurdan, tava, koyak sözcükleri ile ifade edilen ve derinliği birkaç metre, çapları birkaç metre ile 200 m arasında değişen dolinler, Karaman’ın güneyinde İbrala, Mut’un KD’sunda Aksıfat platosunda, Göller yöresinde, Bolkar, Geyik ve Aladağlarda sayısız denecek kadar çok bulunmaktadır. Huni ve silindir şeklinde olan dolinler Akseki’nin doğusunda 1600 – 1800 metre yükseklikteki Çimiköy ve çevresinde yaygındır. Antalya da kale civarındaki anfiteatr şeklinde olan liman da bir doline tekabül etmektedir.

3-Uvala ve Polyeler:

Batı ve Orta Toroslarda eski akarsu yatakları ve senklinal eksenleri boyunca gelişmiş birkaç km genişlikte, birkaç 10 km uzunlukta geniş karstik çukurlar (polye ve uvalalar) görülmektedir. İçlerinde geniş tarımsal arazilerin bulunduğu polyeler dahilinde ve kenarlarında kırsal yerleşmeler ve kasabalar ve hatta şehirler yeralmaktadır. Bu konuda bir fikir vermek bakımından bazı polyelerin yükseklikleri verilmiştir:
Polye adı Ortalama Yükseklik (m)
Çeltikçi 850
Kestel 780
Zivint 900
Bozova 850
Bademağacı 780
Kızılkaya 795
Batı Toroslarda bulunan bu polyelerin yeni karstik ovaların dışında yine Elmalı, Avlan, Kaş çiftliği, Muğla’nın doğusunda KD – GB yönünde 15 km uzunluğunda, 8 km kadar genişlikte Muğla polyesi, Eşen çayının yukarı havzasında Seki polyesi, Orta Toroslarda Mut’un 30 km kadar KD’sunda 1200 – 1500 m’leri arasında Çokak, Gembos, Çukurhisar ile Torosların muhtelifi kesimlerin çok sayıda polye bulunmaktadır.


4-Obruklar:

Baca ve kuyu biçiminde olan obruklar, İç Anadolu’nun güneyinde ve Toroslar’da yer yer görülmektedir. Konya bölümünde yaygın olan obruklardan Kızılören obruğunun derinliği 180 m, çapı ise 228 m olup obruğun 25 m altında daimi göl bulunmaktadır. Bunun yanında aynı yörede Timraş, Kuruobruk, Çalıdeniz adında obruklar görülmektedir. Silifke’nin doğusunda turistik önemi olan Cennet ve Cehennem obrukları da yer almaktadır. Ayrıca, Akseki’nin doğusunda 1600 – 1800 m yükseklikteki Çimiköy ve çevresinde derinliği 14 ila 243 m arasında değişen 22 adet obruk tespit edilmiştir. Bu obruklardan Ürküten I’in derinliği 243, Dünekdibi’nin ise 192 metredir.

6-Düdenler:

Yeryüzü sularının yeraltına gönderen yada yeraltı sularını yeryüzüne çıkaran doğal karstik kuyulardır. Bunlara su batan ve su çıkan adı da verilmektedir. Antalya yakınlarında düdenden çıkan sular şelale oluşturur. Buna düden şelalesi adı verilir.

YER ALTI DRENAJI İLE İLGİLİ ŞEKİLLER

Kuru, kör ve çıkmaz vadiler: Yüzeydeki suların çatlaklar boyunca sızması ve polyelerin muhtelif kesimlerinde biriken suların yeraltına intikal ettiği alanlarda aşınma sonucu yer altı kanalları oluşmuştur. Bunlara ait tipik örnekler, Antalya’nın 5 km kadar kuzeyinde Varsak köyü yakınında Düdenbatağında depresyona giren Düdensuyu, 2 km kadar yeraltında aktıktan sonra Düdenbaşı mevkiinde tekrar yüzeye çıkmaktadır. Kovada gölünün sularını boşaltan ve Aksu ırmağını oluşturan birçok yer altı akarsuları da bulunmaktadır.
Tüneller, köprüler ve mağaralar: Silifke’nin 130 km KD’sunda yüzeye çıkmaktadır. Aynı şekilde Dumanlı yeraltı mecrasının dışında Manavgat çayı da yer altı akarsularından beslenmektedir.
Ülkemizde karstik bölgelerde çok sayıda rastlanan en önemli erime şekillerinden biri de mağaralardır. Burdur, Eğirdir, Beyşehir gölleri ile Akdeniz arasında, Anamur, Silifke ve Mersin kuzeyinde, Feke, Osmaniye, İskenderun ve Antakya yayı üzerinde sayılamayacak kadar çok mağara bulunmaktadır. Bunlardan Alanya Damlataş, Mersin Narlıkuy, Aksek Sadıklar köyü yakınında 207 m derinliğinde Koyungöbeği, Manavgat ve Suğla gölü arasında Manavgat suyu çevresinde Düdensuyu, Alanya Dim mağaraları tespit edilmiştir. Sarkıt ve dikitleri ile güzel bir tabiat abidesi oluşturan Burdur İnsuyu mağarası, 500 m kadar uzunlukta olup birçak yer altı gölü ve havuzlarına sahiptir. Bu mağaranın 2 km kuzeyinde Kızılin mağarası yer almaktadır. Manavgat çayı havzasında dünyanın en uzun yer altı nehirleri olarak tanımlanan Dumanlı I ve II adlı mağara ve yer altı ırmakları mevcuttur.

Taşeli platosunda Aksıfat, Kırbaşı, Topgedik ve Kılobaşı mevkilerinde mağaralar ve yer altı nehirleri gelişmiştir. Burada Karaman’ın 45 km GD’sunda 1356 m uzunluğunda İncesu ile 750 m uzunluktaki Asarini mağaraları ve yer altı mecraları tespit edilmiştir. Gidengelmez dağının kuzeydoğu kenarında Tınaztepe mağaraları altalta üç seviyede gelişme göstermiştir
Güneydoğu Anadolu’da Midyat civarında Hanok, Cin ve Deniz adlı yer altı göl ve akarsuları barındıran mağaralar mevcuttur. Uludağ’da, Karadeniz Ereğlisi civarında, Safranbolu – Cide güneyinde, Reşadiye – Niksar arasında ve Doğu Anadolu’da Elazığ yakınında 80 m derinliğinde Buzluk adı verilen mağara ve Trakya Kırklareli Dupnisa (Suçıktı) mağara sistemi bulunmaktadır. Kırklareli’deki mağaraların uzunluğu 456 ve 293 m’dir ve ayrıca 125x30x75 m boyutunda büyük bir salon da mevcuttur. İstanbul civarında Yarımburgaz mağarası da bu mağaralar arasında sayılabilir.
Göksu nehri üzerindeki “Yerköprü” doğal bir tünel olup 500 m uzunluktadır. Burada traverten depoları altında sızan sular zamanla doğal bir tünel oluşturmuştur.
Göller yöresindeki göllerden düdenler veya suyutanlar vasıtasıyla yutulan sular, Akdeniz sahil kuşağı üzerinde yüzeye akarsular, kaynaklar halinde çıkmaktadır. Mesela, Manavgat çayının besleyen Dumanlı yer altı nehri bunlardan biridir. Eğirdir gölünden yutulan sular, yer altı kanallarını takip ederek Aksu ve Köprüçayı havzalarında diğer karstik erime şekillerinde biri de kazanlar olup, bunlara ait tipik örnekler Gaziantep batısında Araplar vadisi boyunca tespit edilmiştir.

KARSTİK BİRİKME ŞEKİLLERİ

Karstik alanlardan kaynaklanan sular bünyesinde eriyik halde bulunan kalsiyum bikarbonatlı yani kireçli suların buharlaşması ile karbondioksit ve kalsiyum karbonat açığa çıkmakta ve özellikle suların yayıldığı alanlarda travertenler, mağaraların tavanlarında sarkıt, tabanlarında ise dikitler oluşmaktadır.
Karstik birikme şekillerinden olan traverten oluşumu en yaygın ve tipik olarak Antalya ovasında görülmekte olup, burada bulunan travertenler basamaklar halinde 100, 195 – 210, 250 – 300 m seviyede uzanmaktadır.


Diğer önemli teraverten oluşumu Denizli Pamukkale’de bulunmaktadır; burada 400 m yükseklikte birbirin izleyen şekiller ve bunun üzerinde havuzcuklar görülmektedir. Buradaki traverten, 36 C civarında sıcaklığı olan ve litrede 2.2 grum erimiş halde kireç taşıyan bir fay kaynağının eseridir. Roma devrinde Hierapolis adı altında bir kaplıca şehri olarak önem taşımıştır. Burada traverteni oluşturan kaynağın debisi 40 m/dakikadır ve günde 30 m3 traverten oluşturacak eriyik halde kireç taşımaktadır.
Denizli civarında Türkmenovası’nda, Bursa’da ve Silifke’nin 130 km KB’sındaki Göksü vadisinde üç seviye halinde görülen traverten depoları ile yurdumuzun muhtelif kesimlerinde de küçük ölçüde traverten (kalker tüfü) oluşumları ve depolarına rastlanılmaktadır.

Öte yandan, daha önceki dönemlerde oluşmuş fosil traverten konilerine, Tuzgölü’nün 30 km kadar batısında Acıtuzgölü’nün KD kenarında rastlanılmaktadır; burada çapları 30 ve yükseklikleri 10 – 15 m’yi bulan 10’dan fazla koni tespit edilmiştir. Bunlar, kaynaklardan fışkıran suların içerisinde bulunan eriyik haldeki kireçin çökelmesi ile oluşmuştur.




Mağaralarda yaygın olan sarkıt ve dikitlere gelince, sarkıt (stalactite) mağaranın tavan kesiminden sızan kireçli suların bitki kökü veya buna benzer bir çıkıntı boyunca akarken buharlaşması ve suyun bünyesindeki kireçin birikmesi ile oluşmakta ve mağara tavanından adeta suçuk şeklinde sarkmaktadır. Dikit (stalagmite) ise mağara tavanından mağaranın tabanına damlayan suların bünyesindeki kireçin birikerek sütun halinde yükselmesi ile oluşmaktadır. Sarkıt ve dikitlere bütün mağaralarımızda sık sık rastlanılmakta olup, suyun bünyesinde bulunan çeşitli yabancı maddelere göre de çeşitli renk alarak son derece etkileyici görünümler sunmaktadır.

JİPS KARSTI
Sivas ile Zara arasında jipsli seri olarak bilinen Oligo-Miyoses arazilerinde jips veya alçıtaşının erimesi ile dolin veya koyak şeklinde çukurllar oluşmuştur.Ancak, jips üzerinde oluşan erime şekilleri kısa sürede tahrip olduklarından karst topoğrafyasında olduğu gibi pek fazla belirgin olmamaktadır. Çankırı-Sivas çevresinde yine jipslerin erimesi ile “por koyağı” denilen dolinler meydana gelmiş, bunların zamanla gelişmesi ile de uvala ve polye boyutlarına ulaşan büyük erime çukurları ortaya çıkmıştır. Bu sahalardan çıkan kaynaklar genellikle acı-tuzlu özelliktedir.

18 Nisan 2012 Çarşamba

Türkiye Akarsuları

Türkiye akarsularının genel özellikleri:

1-Akarsularımızın debisi yüksek değildir.

2-Akarsularımızın akış hızı yüksektir.

3-Akarsularımızın rejimi düzensizdir.

4-Bazı akarsularımız kaynağını dışarıdan alır. Asi, Meriç gibi.Bazı akarsularımız da Türkiye’de doğar,dışarıda denize dökülür.

-Fırat, Dicle,Aras, Kura, Çoruh





5-Akarsularımızdan şu şekilde yararlanılır.

-İçme suyu

-Sulama

-Turizm

-Balıkçılık

-Enerji üretimi

6-Türkiye’nin yeryüzü şekilleri çeşitli olduğundan akarsu havzalarımız da farklı özellikler gösterir.

BAŞLICA AKARSULARIMIZ

1 Karadeniz’e dökülenler

Çoruh: Üç ana koldan doğar. Çoruh, Oltu, Tortum çayları. Bunlar Yusufeli’nde birleşerek Gürcistan’dan denize dökülür. Vadi derin olduğu için Rafting sporları yapılır.

Harşit: Trabzon ve Gümüşhane dağlarından doğar.

Yeşilırmak: üç ana koldan doğar. Kelkit; Erzincan dağlarından doğar. Erbaa,Niksar ovasına gelir, Burada Sivas’tan diğer Yeşilırmak ile birleşir. Çarşamba’dan Denize dökülür.

Kızılırmak: İç ve Doğu Anadolu’dan kaynağını alır. En uzun kolu Sivas’tan doğar. İç Anadolu’da iç bükey bir yay çizer. Devrez Çayı ve Gökırmak ile birleşir. Daha sonra Bafra’dan denize dökülür.

Bartın çayı: Küre dağlarından doğar. Taşımacılık yapılır.

Yenice: Üç ana koldan oluşur. Aras suyu ve Ulusu ile Bolu’dan geçer Büyüksu ile birleşir. Devrek’ten denize dökülür.

Sakarya: Porsck Çayı ile Kısmir Çayı birleşerek Sakarya’yı oluşturur. Daha sonra Pamuk ovada Göksu ile birleşir ve Adapazarı’na ulaşır.

Marmara Denize Dökülenler :

Susurluk: İç Batı Anadolu’da Şaphane Dağlarında doğar. Nilüfer çayıyla birleşerek Marmara’ya dökülür.

Ayrıca : Gönen ve Karabaş çayları vardır.

Ege Denizine Dökülenler:

Meriç: Türkiye-Yunanistan sınırını oluşturur. Bulgaristan’da Rodop dağlarından doğar.Ege denizine dökülür.

Bakırçay: aynı adı taşıyan graben boyunca akar.

Gediz: Kütahya’daki  Murat dağından doğar. İzmir körfezinin kuzeybatısından dökülür. Alaşehir ve Kumçayı ile birleşir.

K.Menderes: Bozdağlardan doğar. Kuşadası körfezinden denize dökülür.

B.Menderes: Kaynağını İçbatı Anadolu dağlarından alır .

Akdenize dökülenler:

Aksu: Eğridir Gölü ve Davras dağlarından kaynağını alır, Antalya’dan denize dökülür.

Manavgat: Karstik kaynaklarla beslenir. Kanyon vadileri içerisinde akar. Manavgat’tan denize  dökülür.

Göksu: Taşeli platosundan iki kol halinde doğar. Kanyon vadilerden akar. Ermenek çayı ile birleşerek Akdeniz’e dökülür.

Seyhan: Aladağ ve Bolkar dağlarından doğar. Çakıtçayı ve Tahtalı dağlarından doğan Göksu ile birleşir.

Ceyhan: Elbistan havzasını çevreleyen dağlardan kaynağını alan Ceyhan, Maraş’taki Aksu çayı ile birleşir. Çukurova’ya ulaşır ve İskenderun körfezinden denize dökülür.







Basra körfezine dökülenler:

FIRAT:

Erzurum dağlarından doğar, Karasu ile Karasu ve Aras Dağlarından doğan Murat kollarından oluşur.bu iki kol Keban barajına dökülür ve Barajdan çıktıktan sonra Fırat adını alır. Daha sonra Suriye ve Irak’tan geçerek Dicle ile birleşir. Şat-ül Arap adı altında dökülür.

DİCLE:

Bitlis Dağlarının güney yamaçlarından doğar. Türkiye-Suriye sınırını oluşturur ve Irak topraklarına girer. Fırat’la birleşir ve Basra Körfezine dökülür. En önemli kolu Yüksekova’dan kaynağını alan Zapsuyu’dur.

Hazar Denizine Dökülenler:

KURA:

Yalnızçam ve Allahûekber dağlarından doğar. Ardahan’ı geçtikten sonra Gürcistan’a girer, Aras ile birleşerek Hazar’a dökülür.

ARAS:

Palandöken ve Kargapazarı dağlarından doğar. Iğdır ovasında, Çıldır Gölünden kaynağını alan Arpaçay ile birleşir ve ülkemizi terk ederek Kura ile birleşir.

AKARSU HAVZALARIMIZ

a) İç Anadolu Kapalı Havzaları:

1-Afyon, Akarcay havzası: Güneyde sultan dağları, Kuzeyde Emir dağları, kütlesi arasında çökme sonucu oluşmuş içinde Karamuk, Akşehir ve Eber göllerinin bulunduğu havzadır. Eber gölünün suları Akşehir’e dökülür. Akşehir’in suyu tuzlu, Eber’in suyu tatlıdır. Karamuk gölünün suları, bir düden vasıtasıyla Eğirdir gölüne dökülür.

2-Konya kapalı Havzası: Güneyde Toros dağları, kuzeyde Obruk platosu ile çevrilidir. Bu havzada Beyşehir gölünden gelen Çarşamba suyu dökülür. Bu havzaya dökülen akarsular, tuzlu bataklıkları besler.

3-Tuzgölü havzası: Tuzgölü çevresi, çökme sunucu oluşmuştur. Havzanın çevresindeki yüksek sahalardan gelen kısa boylu akarsular. Tuz gölüne dökülür.



b) Göller Yöresi Kapalı Havzaları:

1-Burdur gölü havzası: Çevreden gelen bir çok geçici akarsu ile, Tefenni ovasından gelen Eren çayı dökülür.

2-Acıgöl Havzası:Doğudaki Söğüt dağlarından kaynağını alan geçici akarsular dökülür.

Not: Göller yöresinde ayrıca Salda, Yarışlı, Burak ve Kestel gölleri kapalı havza özelliği taşır.

c) Van kapalı havzası:Van gölünün güneyinde Bitlis, kuzeyinde ise volkanik dağlar uzanır. Van gölü, Nemrut dağından çıkan lavlar sonucu oluşmuştur. Van gölünün suyu sodalıdır.

AKARSULARIMIZIN REJİMLERİ:

Akarsu rejimi: Akarsuyun debisinin yıl içersinde gösterdiği alçalma yükselme halindeki seviye değişikliğidir.

Akarsuyun debisi: Akarsuyun her hangi bir yerindeki enine kesitinden 1sn’yede gecen su miktarına debi denir.

Debiye etki eden faktörler:

1) İklim (yağış sıcaklığı)

2) Bitki örtüsü

3) Havzadaki büyük kaynaklar ve yer altı suları

4) Yatağın geçirimliliği

5) Dağlardaki kar kalınlığı

6) Göller

7) İnsan

Rejime etki eden faktörler

1) Yağış rejimi

2) Yağış biçimi

3) Akarsu kaynağı

4) Sıcaklık ve buharlaşma

5) Havzanın genişliği

6) Arazinin şekli ve eğimi

AKARSU REJİM TİPLERİ

a) Yağmur Suları İle Beslenen Akarsular: Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde, akarsularda yazın seviye düşmesi, kışında seviye yükselmesi görülür. Karstik kaynaklarla beslenen akarsularda, seviye düşmesi fazla olmaz. Akdeniz akarsu rejimi, barajın olmadığı akarsu veya kolunda görülür. Örnek: Baraj olan

Seyhan-Ceyhan-Gediz-Manavgat gibi akarsular doğal özelliğini kaybetmiştir.

b) Kar ve Buz Suları İle Beslenenler: Bu rejim, yağışın büyük bölümünün kar şeklinde düştüğü yüksek dağlardan kaynağını alan akarsularda görülür. Örnek: D. Karadeniz ve D. Anadolu akarsuları. Bu tip akarsularda, akım seviyesi Mart- Ağustos arasında yükselir, kışın düşer.

c) Kaynak sularıyla beslenenler: Örnek: Manavgat ve Köprücay’dır.

d) Gölden çıkan akarsular:

1-Beyşehir gölünden çıkan ve Konya arazisini sulayan Çarşamba suyu

2-Eğirdir gölünden çıkan Kovada çayı.

3-Manyas gölüne ulaşıp, tekrar gölden çıkan Koçaçay

4-Ulubat gölünü ulaşıp tekrar gölden çıkan Kemalpaşa- Orhaneli

5-Erzurum ovasının doğu ve güneyindeki bataklık ve göllerden çıkan Karasu

6-Çıldır gölünden çıkan Arpaçay

e) Karma rejimli akarsular: Ülkemizdeki büyük akarsulardan Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Fırat ve Dicle önemli karma rejimli akarsulardandır.bu tür akarsular, farklı iklim bölgelerinden beslenir.

Türkiyenin Ovaları

OVA: Vadilerle parçalanmamış çevrelerine göre alçakta olan geniş düzlüklere ova denir. Ülkemizde ovalar iki gruba ayrılır. Kıyılarda delta ovaları ve iç kesimlerdeki ovalar.


KIYI OVALARI: Kıyı ovaların oluşmasında akarsuların taşıdığı alüvyonların miktarı, kıyılardaki akıntı ve dalga faaliyetleri ve kıyıların derinliği etkili olmuştur.

Bafra Ovası: Kızılırmak oluşturmuştur. Çok verimli bir ovadır. Deltada kıyı gölleri bulunur. En büyüğü Balık gölüdür.

Çarşamba Ovası: Yeşilırmak’ın taşıdığı alüvyonlarla oluşmuştur.

Sakarya Ovası: Delta ovasında ziyade bir taban seviyesi ovası özelliği taşır.

Meriç Deltası: Küçük bir oluk içende oluşmuş olup Meriç nehrinin getirdiği alüvyonlarla meydana gelmiştir.

Gediz Ovası: Gediz nehri oluşturmuştur. İzmir Körfezi’nin dolma tehlikesi durumunda nehrin yatağı değiştirilmiştir.

Küçük Menderes Ovası: Faylanma sonucu çöken sahalara zamanla alüvyonların dolmasıyla oluşmuştur.

Büyük Menderes Ovası: Büyük Menderes ırmağının getirdiği alüvyonla oluşmuştur. Ovada Çamiçi gölü yer almaktadır.

Çukurova: Seyhan ve Ceyhan nehri oluşturmuştur. Türkiye’nin en büyük delta ovasıdır.

İÇ BÖLGELERDEKİ OVALAR: iç bölgelerdeki ovalarımızın büyük bir bölümü, tektonik çanaklar içinde göl ve akarsu depolarının birikmesi sonucu meydana gelmiştir. İç bölgelerde yer alan ovalar, fay kuşaklarındaki çöküntü sahaları boyunca görülür.

Doğu Anadolu Fay Kuşağındaki Ovalar:

Muş ovası: karasu ve Murat nehirleri, menderesler çizerek akarlar

Bingöl ovası, Murat nehri tarafından oluşturulmuştur.

Elazığ ve Uluova: Bu ovalar bir yerleşme ve tarım alanıdır.

Antakya-K.Maraş Ovası: Nur Dağı doğusunda bir graben içinde yer alır.

Amik ovası: Asi nehrinin oluşturduğu bir çöküntü ovasıdır.

Kuzeydoğu Anadolu’da çökme sonucu oluşmuş olukların içerisinde geniş ovalar bulunur. Bunlar:

Göle ovası: Daha çok çayır ve bataklıklar yaygındır.

Ardahan ovası: Ovayı, Kura nehri sular.

Erzurum ovası: Türkiye’nin en yüksek ovalarından biridir (2000m)

Pasinler-Horasan Ovası: Aras nehrinin oluşturduğu bir ovadır.

Iğdır ovası: Etrafı dağlarla çevrilidir. Yüksekliği azdır. Sebze meyve ve yetiştirilir.

Kuzey Anadolu Fay Kuşağındaki Ovaları

Bu kuşak üzerinde doğu da Erzincan ile batıda İzmit Körfezi arasında  Suşehri, Erbaa, Niksar, Taşova, Ladik Merzifon, Suluova ,Tosya, Kargı, Kurşunlu, Çerkeş, Vezirköprü, Taşköprü, Bolu, Düzce, Adapazarı ve Sapanca olukları bulun ur.

İç Anadolu ovaları: İç Anadolu’da eski bir göl tabanı durumunda bulunan ve Türkiye’nin en büyük ovası olan Konya Ovası önemli yer kaplar.

Akşehir-Eber Ovası: Kuzeyde Emirdağları ile güneyde Sultan Dağları arasında bitişik halde bulunur. Bu ovalar üzerinde aynı zamanda göllerde bulunur. Ayrıca, Kayseri ve Develi ovaları ,Aksaray ovası, Ankara’da Akıncı ovası ve Çubuk ovası ve Eskişehir ovası bulunur.

Güney Doğu Anadolu Ovaları:

Türkiye’nin en büyük ovalarından biri olan ve Urfa’nın Suriye sınırında Altınbaşak, (Ceylanpınar) ovası bulunur. Ayrıca burada G.A.P kapsamında bulunan ovalar (Suruç, B. Antep, Klis) geniş yer kaplar.

Batı Anadolu Ovaları: Denizden başlayarak 200m yüksekliği kadar ulaşan ve kuzeyden güneye sıralanan Bakırçay, Gediz, K. ve B. Menderes ovaları bulunur. Ayrıca iç kısımlarda Bornova, Simav, Sandıklı, Afyon, Bursa,İnegöl,Karacabey,ve Balıkesir, ovaları yer alır.



OVALARIN ÖNEMİ :

1-Ovalar tarım ürünlerinin yetiştirildiği çok sayıda yerleşmelerin bulunduğu ve ulaşımın kolaylıkla sağlandığı sahalardır.

2-Ovalarımız önemli tarım sahalarıdır.

3-Ovalarımız önemli kentlerin kurulduğu sahalardır.

4-Ulaşım kolaylığı ve ucuz maliyetle konut ve sanayi tesisi inşaatı ovaları cazip hale getirmektedir.

6 Mayıs 2011 Cuma

Türkiyenin Platoları

TÜRKİYE’NİN PLATOLARI

PLATO: Akarsularla derince parçalanmış hafif engebeli, çoğunlukla geniş saha kapsayan yüzey şekline plato denir.

İÇ ANADOLU :

Tuz gölü ve Konya ovası arasında OBRUK

Tuz gölünün batısında CİHANBEYLİ

Tuz gölünün kuzeybatısında HAYMANA

Eskişehir ve Afyon arasında YAZILIKAYA

Kızılırmak yayında BOZOK(Kızılırmak)

Yukarı Kızılırmak bölümünde Yozgat-Akdağmadeni arsında yükseklikleri 1000-1500 m arasında, tortul tabakalar arasında platolar bulunur.

DOĞU ANADOLU:

Doğu Anadolu Bölgesinde bazalt lavları üzerinde 1500-2000 m arasında Erzurum-Kars ve Ardahan Platoları vardır. Ayrıca 2000-2500 m aralığında Allahuekber ve Yalnızçam dağları üzerinde platolar bulunur.

EGE : İç Batı Anadolu eşiğinde özellikle Uşak dağları üzerindeki platolar.

AKDENİZ: Orta Toroslarda Taşeli

KARADENİZ: Orta Karadeniz’de Canik-Giresun Dağ. üzerinde ayrıca Fatsa-Şebinkarasihar arasında Perşembe yaylası.

G.DOĞU ANADOLU: Gaziantep ve Şanlıurfa platoları.

Not: Ülkemizdeki platolar, ya yatay tabakalı yapılar üzerinde ve lavların yayıldığı alanlarda yada aşınma sonucu düzleşmiş değişik araziler üzerinde bulunur. Platolardaki tarımsal faaliyetleri, iklim koşulları ve yükseklik durumu belirler.

Dağların Türkiye'de ki Coğrafi Dağılışı

Dağların Türkiye de ki coğrafi dağılışı şu şekildedir:

Kuzey Anadolu Dağları: Bu dağlar Alp sisteminin Türkiye’deki kuzey kanadını oluşturur. K.An. Dağ., Karadeniz Bölgesinde iki sıra halinde uzanır. Kıyı yakınındaki sıra dağlar Küre, Canik, Giresun, Gümüşhane, Kalkanlı, Trabzon ve Rize dağlarıdır. Giresun, Rize dağlarına Doğu Karadeniz dağları da  denir. Doğu Karadeniz dağları dik yamaçlı yüksek dağlardır. Bu nedenle ulaşım iç kesimlerle Kalkanlı ve Kop geçitleriyle sağlanır.

Bu sıra dağlar kuşağının gerisinde batıdan doğuya doğru ikinci kuşak vardır. Bunlar Köroğlu, Ilgaz,Deveci, Yıldız,Çimen,Kop, Mescid ve yalnız Çam dağlarıdır.

Güney Anadolu Dağları:

Bunlara Toros dağları da denir. Alp kıvrım sisteminin güney kanadına dahildir. Üç kısımdan oluşur.

1) Batı Toroslar: Antalya körfezinin her iki tarafına doğru iki kuşak halinde uzanır. Batıda Ak dağlar, ve Boz dağlar, doğuda Sultan, Dedegöl ve Geyik dağları.

2) Orta Toroslar: Antalya körfezinin doğusunda kıyıya paralel uzanır. Bolkar Dağları,Aladağlar, Tahtalı Dağları, Binboğa Dağları.

İskenderun körfezinin hemen doğusunda Nur(Amanos) dağları uzanır.

3)Güneydoğu Anadolu Dağları:

Torosların uzantısı olduğundan bunlara Güneydoğu Toroslar denir. Bu kuşak üzerinde Malatya Dağları, Genç D., Bitlis D., Hakkari D. bulunur. En yüksek  noktayı Cila D.(Uludoruk) (4135).

Doğu Anadolu Dağları:

Bu bölgedeki dağların büyük bir kısmı Orta Torosların devamı olan sıradağlardır Bunlar: Tahtalı D, Mercan D, Karasu D., Aras Dağı’dır. Allahu’ekber D.ise K.An. Dağlarının uzantısıdır. Ayrıca Şerafettin Dağı Bingöl D., Şakşak Dağı ve Kargapazarı D. bulunur.

Ayrıca volkanik dağlar vardır: B. ve K. Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut

İç Anadolu Dağları: Bölgede sıradağlar azdır. Sundiken ve Sultan Dağları sıradağlara örnektir. En dağlık kasım bölgeleri  doğu kısmıdır. Tecer, Çamlıbel, Hınzır ve Akdağlar buradadır. Ayrıca Ankara ve çevresinde İdris D. Elmadağ ve Ayas Dağı volkanik Dağları; Erciyes, Melendiz, Hasan D. Karadağ ve Karacadağ.

Batı Anadolu Dağları:

Horst şeklindeki dağlardır. Kuzeyden güneye doğru Madra D. Yunt D. Bozdağlar ve Aydın Dağlardır.

Muğla yöresinde KB-G.D yönünde uzanan dağ sıralarından oluşan Menteşe Dağları yer alır. Kuzeyde Kaz dağları ve Biga Dağları bulunur. İç kesimlerde, Sandıklı, Eğrigöz ve Murat D. gibi yükseltiler bulunur Bursa’daki Uludağ eski bir volkanik kütlenin yüzeye çıkmasıyla oluşmuştur. Ülkemizin en önemli kış turizmi merkezlerindendir.

Dağların Doğal Ortam ve Ekonomik Faaliyetler üzerindeki Etkileri

Dağlar: İklim, toprak oluşumu, bitki örtüsünün dağılışı, yerleşme ve ekonomik faaliyetler üzerinde etkili olmaktadır.

Yükseklere çıkıldıkça, iklimin soğumasına bağlı olarak bitki örtüsü farklılıklar gösterir. Vadilerin iç kesimleri ile kuzeye ve güneye bakar yamaçları arasında farklı bitki toplulukları bulunmaktadır.

Yüksek ve engebeli olan dağlık sahalar genel olarak tarımın yapılmasını, yerleşmenin kurulmasını ve yol yapımını güçleştirir.Fazla yağış alan dağlık sahalar, önemli ölçüde akarsuların beslenmesini sağlar.

Dağlarda bulunan yerleşme şekilleri ve buralardaki insanların tarımsal faaliyetleri, ovalara göre farklıdır.

 

Türkiyenin Dağları




Türkiye’deki dağlar orojenik hareketlerle ve volkanik olaylar sonucu oluşmuştur.

OROJENİK HAREKETLERLE MEYDANA GELEN DAĞLAR:

(Oro-Dağ, Jenez-Oluşum Orojenez > Dağ oluşum hareketleri ). Sıra dağlar genellikle derin denizlerde biriken tortulların, yan basınç oluşturan kıta hareketleri sonucu, kıvrılarak yükselmesi ile  oluşmuştur. Ya da kırılarak yükselmesi sonucu oluşmuştur.

a-Kıvrım Dağları: Bu dağlar esnek tabakaların kıvrılarak yükselmesi sonucunda oluşmuşlardır. Türkiye’deki kıvrım dağlarını Alp-Himalaya kıvrım sistemi içinde düşünüyoruz.

Türkiye’nin bulunduğu yerde Tetis Jeosenklinali vardı. Bu deniz küçülerek 3. zaman ortalarına kadar varlığını devam ettirmiştir. Bu jeosanklinal, etraftan dış kuvvetlerin getirdiği materyallerle dolmuş ve kalın tortul tabakalar oluşturmuş,daha sonra bu tortul tabakalar kıvrılarak yükselmiş, böylece Alp-Himalaya kıvrım sistemi oluşmuştur. Ülkemizdeki Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslarda,  bu kuşak içersinde olup, kalker tabakalarının kıvrılmasıyla oluşmuştur.

Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar; Van gölünün kuzeyinde birleşirler.  Bunlar oluşumlarını 3. zaman sonlarında, bugünkü şekillerini de 4. zaman başlarında Anadolu’nun toptan yükselmesiyle kazanmıştır.

b-Kırık Dağları: Kıvrılma özelliğini kaybetmiş olan tabakalar kırılmaya uğrarlar. Böylece fay hatları oluşur. Fay hatları boyunca, bazı kısımlar çökerken, bazı kısımlarda, yüksekte kalırlar. Çöken kısımlara GRABEN, yükselen kısımlara HORST denir. Bunlara örnek Ege’deki Horst-Graben hattı verilebilir. Kazdağı, Kozak D. Yunt, Bozdağlar, Aydın D., Menteşe D. horstlara örnektir.

VOLKANİK DAĞLAR

Volkanik dağlar, yerin derinliklerinde bulunan kızgın, erimiş ve basınç altındaki magmanın yeryüzüne çıkmasıyla oluşur. Ülkemizdeki volkanik faaliyetler III. Zamanda yoğun olarak görülmüştür. Bu faaliyetler sonucu kırıklar boyunca magma yeryüzüne akmış ve volkanik araziyi oluşturmuştur. Volkanik dağları şu şekilde sıralayabiliriz.

a) Doğu An. Bölgesi Volkanları: Bu dağlar Van gölünün kuzeyinde bir fay hattı üzerinde yer almıştır. Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı dağı bu dağ sırasının kuzeydoğu ucunda yer alır.

Ağrı Dağı: 1203km2’lik alan içersinde kuruludur. İki kütle halindedir.Küçük Ağrı 3896m yük.Büyük Ağrı ise 5137m yüksekliğe sahiptir.

Tendürek Dağı: Yüksekliği 3533 m’dir Çaldıran ile Doğu Beyazıt arasında bulunur.

Süphan dağı: Yüksekliği 4058 m’dir (Bitlis)

Nemrut Dağı: Bitlis de yer alır. Van gölü varlığını bu dağa borçludur.Nemrut Dağı şimdiki görünümünü son volkanik patlama ve çökmeden sonra kazanmıştır.son patlama sonucunda dağın tepe noktası yok olmuş ve krater olmuştur. Birkaç kraterin birleşmesiyle Kalderalar oluşmuştur.

Ayrıca Kargapazarı, Dumlu ve Bingöl dağları volkanik yapılı dağlardır.

b)İç Anadolu bölgesi Volkan Dağları :

Erciyes: 3917m dir. Bu dağ, İç Anadolu’nun en yüksek dağıdır. Erciyes dağının oluşumu birkaç aşamalıdır. Yamaçlardan merkezden çevreye doğru yayılan kırık hatları vardır. Doruk kesimlerinde sirkler ve buzullar vardır. Erciyes Kayseri ve Develi için su deposu görevini görür.Yurdumuzun başlıca kayak ve kış turizmi merkezleri arasındadır.

Hasan Dağı:

Aksaray da yer alan bu dağ bir volkan konisidir. Ayrıca: yine Aksaray’da yer alan Melendiz Dağı, Karapınar yakınlarında Karacadağ ve Karadağ genç volkan konileridir.

İç Anadolu’da Ürgüp-Nevşehir çevresinde tüfler ve tüflerin sıkışmasıyla oluşan kayaçların yer aldığı bir volkanik arazi yer alır. Bunların üzerinde Peribacaları bulunur. Karapınar (Konya) çevresinde volkanik arazi üzerinde oluşmuş göller vardır. Bunların en tanınmışı Meke Tuzlası dır.

C) Ege Bölgesi Volkanları:

Kula çevresinde yoğunlaşmıştır. Genç Kula volkanlarının 70 kadar konisi vardır. Bunlar fazla yüksek değildirler. Koyu renkli volkanik materyallerin yaygın olmasından dolayı yöreye halk arasında yanık arazi de denir.

D) Güneydoğu Anadolu Bölgesi Volkanları:

Bunlardan en tanınmışı 1957 m yüksekliğindeki Karacadağ’ dır. Karaca dağdan lavlar geniş bir alana yayıldığından yayvan biçimine sahip olan bu dağ halk arasında kalkan biçimli volkan olarak adlandırılıyor.

Bunlardan başka ;Köroğlu Dağı, Işık Dağı,diğer volkan dağlarıdır.

 

Türkiye'nin Jeolojik Yapısı




TÜRKİYE'NİN JEOLOJİK YAPISINA TOPLU BİR BAKIŞ

Türkiye Alp Kıvrım kuşağı içerisinde yer alan bir ülkedir. Bu nedenle tüm jeolojik zamanlar boyunca üzerinde bulunduğu kabuk tabakası, yer hareketleriyle değişmeye uğramış, dağ oluşum hareketleri ile yükselen sahalar, akarsularla sürekli olarak aşınmış, yüksek sahalardan aşınan maddeler, çukur sahalarda,deniz ve göllerde birikmiştir.Bu birikim alanlarına Jeosenklinal denmektedir.

Share

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More